Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18 Şubat 2025 tarihli kararına göre belirsiz alacak davasındaki dava dilekçesindeki talebe bakılarak, alacak miktarının kesin nitelikte olduğundan bahisle istinaf başvurusunun usûlden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2026 tarihli kararına göre eylemli sona ermenin kabul edilebilmesi için kooperatifin yönetim giderleri hariç arsa veya inşaat maliyetleri ile ilgili aidat toplayan bir kooperatif olması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre sözleşmede arsa sahibine ait bağımsız bölümlerin anahtar teslimi olarak teslim edileceği hükmü bulunuyorsa, yapı kullanma izni alınmaksızın teslim gerçekleşmiş olmaz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2026 tarihli kararına göre HMK 107/2 hükmü uyarınca davacı tarafa talebini belirlemesi için iki haftalık süre verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 16 Şubat 2026 tarihli kararına göre ileri tarihli edimler içeren arabuluculuk son anlaşma tutanağına icra edilebilirlik şerhinin verilmesine ilişkin başvuru bu tarih öncesinde yapılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre hakem heyeti kararının esası, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, vardığı sonucun yerinde olup olmadığı gibi hususlar hakem heyeti kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19 Ocak 2026 tarihli kararına göre annenin talebine istinaden hükmedilen nafakanın miktarı nedeniyle kayyımın istinafa başvurma hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01 Kasım 2013 ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2024 tarihli kararına göre ihtiyatî tedbir kararlarıyla ilgili BAM için öngörülen Kanun yolunun, temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş ge
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03 Aralık 2025 tarihli kararına göre belge, hüküm kesinleşmeden elde edilmişse, hüküm kesinleşmedikçe yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığından bu yola başvuru hükmün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2026 tarihli kararına göre sırf aynı köy nüfusuna kayıtlı olmak borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastının, diğer tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu anlamına gelmemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre davalıya gönderilen delil başlangıcı niteliğindeki para dekontu ilgili işlem yapan dava dışı kişinin tanık olarak dinlendiği durumda, HMK 169 hükmü gereği davalı da isticvap edilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Ocak 2026 tarihli kararına göre zamanaşımı def’inden sadece ileri süren taraf yararlanabileceğinden ileri sürmeyen ihtiyari dava arkadaşı bundan yararlanamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 09 Şubat 2026 tarihli kararına göre polisin ilgili kişiyi telefonla arayıp bilgi alarak beyanlarını tutanağa bağladığı olayda, yapılan bu zabıta araştırması daha önce yapılan tebligatın usûlsüz olduğuna delil teşkil etmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre TMK 564 hükmü belirli mal vasiyeti söz konusu olduğunda uygulanabileceğinden, mirasçı atamasının tenkisi istemine ilişkin eldeki davada bu maddenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 11 Şubat 2026 tarihli kararına göre yakın akrabaların taşınması ahlâki bir ödevin ifası kapsamında olup belirlenen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10 Şubat 2026 tarihli kararına göre şeker hastası olan eşinin beslenmesine dikkat etmeyerek dışarıdan yemek söyleyerek öğünleri geçiştirmek boşanma sebebidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2025 tarihli kararına göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktalarında tespit davası açılmasında güncel hukukî yarar bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2026 tarihli kararına göre yargı yolunun belirlenmesine ilişkin bölge adliye mahkemelerince verilen kararların temyiz edilemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından karar kesin olmayıp temyize tabidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2026 tarihli kararına göre irat şeklinde takdir olunan nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması kanuna açık aykırılık teşkil etmekte olup bozma sebebi oluşturacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre gecikme tazminatı kural olarak arsa sahibinin teslimden önce bağımsız bölümleri fiilen kullanmaya başladığı tarihe kadar ihtirazı kayıt aranmaksızın istenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04 Mart 2026 tarihli kararına göre konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olan alacaklının ödenmeyen alacağı ile ilgili konkordatonun feshi davası açmasında hukukî yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre usûlsüz olan ilk takip talebi iptal edilmeden ikinci bir takip talebinde bulunulması sureti ile takibe devam edilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli kararına göre hükümsüz olan bir işleme dayalı olarak taşınmazın tahliye ettirilmesi, taşınmazın aile konutu vasfını ortadan kaldırmayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre önalım davasına konu payda satış öncesi işlemlere bizzat katılarak onay veren ve bu hissede hak iddia etmeyen paydaşın satıştan sonra önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Ekim 2025 tarihli kararına göre karara bağlanan ve kesinleşen itirazın iptali davası, menfi davası açısından kesin hüküm teşkil eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11 Aralık 2025 tarihli kararına göre boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve ipotekten ari olarak taşınmazın tescili, olmadığı takdirde zararın tahsili talepli dava, ihalenin feshi davasını bekletici sorun yapmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre somut olayda, talebin sadece davalı kooperatife karşı yöneltmesi mümkün olduğundan arsa sahibine yönelik doğrudan dava açılması mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07 Ekim 2025 tarihli kararına göre kira alacağına ilişkin davanın, belirsiz alacak davası olarak değil kısmî dava olarak kabulü gerekmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ekim 2025 tarihli kararına göre belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve davanın tümden reddedilmiş olması hâlinde davacı yönünden kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre davacı tarafça istinaf edilmeyen hüküm dikkate alındığında ödemenin yapıldığı ayda da prime esas kazanç, tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15 Eylül 2025 tarihli kararına göre karşı edim alacaklısının, lehine olan edimin ifasını beklemek zorunda olmaksızın kendi edim borcunu derhal ifa etmesine herhangi bir engel yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11 Mart 2026 tarihli kararına göre muris muvazaasına dayalı tapu iptal davasında mirasçı açısından asli müdahale mümkün olmayıp ayrıca somut olayda usûl ekonomisi gerekçesiyle usûlüne uygun dava açıldığı söylenemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre ayıp dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar için TBK 147/6 hükmündeki beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 08 Eylül 2025 tarihli kararına göre fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı talepli dava dilekçesinde açıkça HMK 107 hükmüne dayalı olarak belirsiz alacak davası açıldığı açıklanmadığı için kısmî dava açılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre taraflar etkin bir rol oynayıp çekişmeli vakıaları ispata elverişli nitelikteki ispat aracı olan delilleri ileri sürmezlerse hâkim, ileri sürülmüş vakıa ve delillere göre karar verecektir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02 Şubat 2026 tarihli kararına göre kadının eğitimi ve çalışma alanları nazara alındığında, kadının aile terapisti ile ticari faaliyetleri kapsamında görüşmesi tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Şubat 2026 tarihli kararına göre davalı doktorun küçüğün iki tibia kısmi yokluğu fark edememesi gebeliğin akıbeti üzerine bir etkisi bulunmasa da özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle manevî tazminattan sorumludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Kasım 2025 tarihli kararına göre davada taraf olarak yer almayan bir kişinin rücuen değil doğrudan hakkının etkilenme ihtimali varsa, davada taraf olarak yer alması gerekli olup davanın kendisine ihbarı ile yetinilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 04 Aralık 2025 tarihli kararına göre dava kesin hüküm nedeniyle usûlden reddedildiğine göre maktu vekalet ücretini geçmemek kaydıyla nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre ödenen bedelin istirdatı isteminde kanun yolu kesinlik sınırı, dava dilekçesinde talep edilen ve harca esas bedel olarak gösterilen değer üzerinden belirlenmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre elektronik sistemde pey sürülürken sistemin yapmış olduğu uyarılar, muhammen değerle teklif edilen değer arasındaki farkın çok olması nedeniyle sürülen pey, maddî hata olarak kabul edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11 Mart 2026 tarihli kararına göre tazminat davası, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı BAM hukuk dairesinde görülür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12 Mayıs 2025 tarihli kararına göre hâkimin şirketin devamında hangi gerekçelerle fayda gördüğünü ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verdiğini somut gerekçelerle ortaya koyması gereklidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla ilâmsız takipte borçlunun hesabın kat edilmemesi ve muacceliyet ihtarı gönderilmemesi sebebiyle alacağın muaccel olmadığı iddiası borca itirazdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Ocak 2026 tarihli kararına göre ziynetlerin davalı erkeğin müdahalesi ile davalının babasına teslim edildiği ve ziynetler davalı erkeğin hâkimiyetinde olduğundan ziynetler aile mahkemelerinde davalı eşten talep edilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26 Şubat 2026 tarihli kararına göre belirsiz alacak davası açısından talep artırımının ardından ıslahla da talep artırılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre sürekli iş göremezlik oranı değişmemiş ise de zararın kesin olarak öğrenildiği tarihte zamanaşımı başlayacaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29 Eylül 2025 tarihli kararına göre daha önceki duruşmalarda tanığın dinleyici olarak duruşma salonunda bulunması tanıklıktan çekinmesini gerektirecek bir neden olamayacağı gibi tanıklık yapmasını da engellemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2026 tarihli kararına göre kök muris adına hisse nedeniyle açılan muris muvazaası davası, muris adına hisse nedeniyle açılan muris muvazaası davası açısından kesin hüküm oluşturmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre murisin tüm malvarlığını kapsayan temliklerin kendisi ile herhangi bir şahsi ilişkisi bulunmayan önceki eşinden oğlu olan davacıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ispatlanmıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Eylül 2025 tarihli kararına göre tebligatta komşu olarak ismi geçen kişinin bahçe kapıları ortak çok katlı ayrı binalarda oturdukları ve en yakın komşu olmadıkları sabit olduğundan yapılan tebligat usûlsüzdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13 Mayıs 2025 tarihli kararına göre TTK 531 hükmü uyarınca davacı pay sahiplerine, davalı şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin tespiti suretiyle tahsiline karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 18 Eylül 2025 tarihli kararına göre motosiklet sürücüsü davacının başından darbe aldığı trafik kazasında kask takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Ocak 2026 tarihli kararına göre SOLAS kurallarında sefere elverişlilik şartı olarak belirtilen BNWAS cihazının aktif edilmemiş olması gemi kaptanının teknik kusuru olarak kabul edilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2026 tarihli kararına göre ilk devirden altı ay gibi kısa bir süre sonra taşınmazın davalının babasına devredildiğinden eklenecek değer olarak hesaba alınmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Eylül 2025 tarihli kararına göre dosyaların takibini yapmayan avukatın tazminat sorumluluğunda, benzer açılıp sonuçlanan dosyalar ve başka hukukî sebeplerle talepte bulunma hakkı bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 12 Ocak 2026 tarihli kararına göre mirasbırakan sadece sözleşme tarihindeki mirasçılarından değil daha sonra mirasçı olacak kişilerden de mal kaçırabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre resmî vasiyetnamelerde, resmî memurun veya yardımcılarının işlemlerinden kaynaklanan şekle aykırılıkların, vasiyetname lehine yorum ilkesi kapsamında değerlendirilmesine hiçbir engel yoktur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 29 Eylül 2025 tarihli kararına göre kiracı şirketin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kira sözleşmesi yapamayacak kişilerin istisnası kapsamında olup davacı alacaklı dövizle kira takibi yapabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre her haciz yeni bir şikâyet hakkı doğuracağından süresinde yapılan haczedilmezlik şikâyetindeki her şikâyette borçlunun haciz tarihindeki sosyal ve ekonomik durumu kıstas alınmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 27 Mayıs 2025 tarihli kararına göre mirasından feragat edenin mirasçı olarak gösterilmesi ve mirastan feragat nedeniyle miras payının kime kalacağının payları da gösterilmek suretiyle belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04 Haziran 2025 tarihli kararına göre genel kurulda toplantıya katılıp SMMM raporuna itiraz etmeyen ortağın daha sonra YK beyanındaki imzaların YK üyelerinin eli mahsulü olmadığını ileri sürmesi TMK 2 hükmüne aykırılık oluşturur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre taşınmaz büyüklüğü 5403 sayılı Kanun’un 8. maddesindeki asgari tarımsal arazi büyüklük miktarının çok üzerinde olduğundan önalım hakkının kullanılmasında haklı bir sebep bulunmamaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10 Nisan 2025 tarihli kararına göre bedel artırım dilekçesi verildikten sonra bakiye alacaktan feragat edilerek kanun yoluna başvuru yolu kapatılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Kasım 2025 tarihli kararına göre varış limanına uygun rotaya ve sözleşmeye uygun gemiye malı yükleten davalı satıcı, geminin rotadan çıkmasından veya başkalarınca yüklenen patlayıcı maddenin bulunmasından sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Kasım 2025 tarihli kararına göre kapalı kaydın düzeltilmesine ilişkin davada nüfus kaydındaki bilgilerin doğruyu yansıtmadığının mahkeme kararıyla tespit edildiği hâller de kaydın yeniden açılmasını gerektirir hâllerdendir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 02 Aralık 2025 tarihli kararına göre davalılar tarafından ödeme savunmasında bulunulmuş ise de banka kayıtlarına geçen bedel ödemelerinin de muvazaa olgusunu gizlemeye yönelik danışıklı işlemler olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre ortak hesaptan davalının talimatıyla çekilen para yönünden davalı, kendi hakkından fazlasını ilgilisine yani davacıya ödediğini ispat yükü altındadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 19 Aralık 2025 tarihli kararına göre uyuşmazlığın tacir olan vakıf tüzel kişiliğinin ticari işletmesini ilgilendirmesi ve nispî ticarî dava niteliğinde olması nedeniyle uyuşmazlığı çözmek asliye ticaret mahkemesinin görevidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Şubat 2026 tarihli kararına göre genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı şirket dava dışı asıl borçlu şirketin kredi kartı borcundan sorumludur.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 14 Ocak 2026 tarihli kararına göre BAM hukuk daireleri denetiminden geçmiş geçici hukukî koruma tedbiri kararları nihailik niteliğine sahip olmadığından bu kararlar için uyuşmazlığın giderilmesi kararı verilemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2025 tarihli kararına göre 5510 sayılı Kanunun geçici 68/8 hükmünden kaynaklanan uyuşmazlıkta, yüklenicinin hakedişinden yapılan kesintilerin yükleniciye iadesi mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre görevli mahkemenin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırıldığı durumda, dava şartının yerine getirildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 16 Şubat 2026 tarihli kararına göre TBK 352 hükmü uyarınca açılan tahliye davasından sonra kiralananı satın alan üçüncü kişi HMK 125 hükmü uyarınca davaya devam etmeyeceğini bildirirse dosya işlemden kaldırılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Şubat 2026 tarihli kararına göre taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın açık bir şekilde ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz talep etmesi hâlinde talebi ile bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2025 tarihli kararına göre Yargıtay Birinci Başkanlığı tarafından içtihatların birleştirilmesi talebinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi, hâkimin hukukî sorumluluğuna yol açmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22 Aralık 2025 tarihli kararına göre ödüncün geri verilmesi için belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiğinde muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden 6 hafta sonra alacak muaccel olacaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21 Ekim ve 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre mal rejiminin tasfiyesinde sürüm değerine ilişkin hüküm, emredici hukuk kuralı niteliğinde olduğundan usûlî kazanılmış hak oluşmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre ıslahtan önce haksız şekilde azledilen avukatın vekalet ücreti, sözleşmede belirtilmesi durumunda davanın neticelenmesi sonucunda ortaya çıkan değer üzerinden hesaplanacaktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02 Şubat 2026 tarihli kararına göre kıymet takdiri ve satış talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işlemi hakkındaki İlk Derece Mahkemesi kararı konu itibariyle kesin olmadığından istinaf yoluna başvurulabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre konut veya çatılı iş yeri kira bedelinin tespitine ilişkin anlaşmazlıklar, tahkime elverişli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre konut veya çatılı iş yeri kirasına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlık yalnızca tazminata ilişkinse tahkime elverişlidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2026 tarihli kararına göre 7571 sayılı kanun değişikliği uyarınca değişiklikten önce açılan derdest davalar açısından önalım hakkı bedeline konu taşınmazın 25 Aralık 2025 tarihindeki değeri tespit edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2025 tarihli kararına göre tarafların sadece bir vaadini belgeleyen arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı icra takibi başlatılarak borçlu kira sözleşmesi yapmaya zorlanamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2025 tarihli kararına göre davadan feragat beyanından önce davalının eksik harcı ödemesi ve davaya devam etmesi mümkün değildir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre kamulaştırmasız el atma davasında, kamulaştırma bedeline talep gibi dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına işleyecek en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesi yerinde olmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 07 Ekim 2025 tarihli kararına göre geçici iş göremezlik tazminatının, sürekli sakatlık teminatından karşılanması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre dinlenmesinden vazgeçilmeyen tanığın doğrudanlık ilkesi gereği duruşmada dinlenmesi mümkünken HMK 241 hükmündeki şart da oluşmadığından konsoloslukta imzalanmış yazılı beyanıyla yetinilemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Aralık 2025 tarihli kararına göre kiraya verenin tahliye davası açma hakkının doğduğu andan itibaren arabuluculuğa başvurusuyla arabuluculukta geçen süre bakımından dava açma hakkı süresi bakımından bir kaybı olmayacaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre boşanma davası açısından anksiyete bozukluğu teşhisi konulan ve yeşil reçeteli kullanan eşin, vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği araştırılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre emekli maaşına bloke konulabileceği yönünde verdiği talimatın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle konulan blokenin kaldırılmasının istenmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre kambiyo senetlerine özgü takibin dayanağı senet borçlunun imzasını taşımadığından borçlunun sadece parmak izi bulunduğundan dava konusu senedin kambiyo senedi vasfı bulunmamaktadır.