SOMUT OLAYDA TARAFLARIN FİİLEN AYNI ADRESTE YAŞAMALARI TEK BAŞINA BARIŞIP BİRBİRLERİNİN KUSURLARINI AFFETMİŞ OLDUKLARININ KABULÜ İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/8789
Karar No : 2024/8256
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1811 E., 2024/81 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek dava dilekçesinde; kadının sürekli kavga çıkardığını, sadakatsiz olduğunu ve dilekçede belirtilen telefon hatlarının sahipleri ile telefon görüşmeleri olduğunu iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, erkeğin tarafların çocuk sahibi olmasını istemediğini, küfür ve hakaret ettiğini, aşağıladığını, sadakatsiz olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen telefon numaralarının kadının akraba, arkadaş ve yakınlarına ait olduğunu iddia ederek tarafların boşanmalarına, kendisi yararına aylık 5.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ön inceleme duruşmasında aynı evde yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri ve birlikte yaşamaları sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affettikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı erkek istinaf dilekçesinde tarafların aynı konutta ancak farklı odalarda kaldıklarını, davalının yabancı uyruklu olması sebebiyle kalacak yeri olmadığından aynı evde yaşadıklarını ve eşini affettiğinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların yargılama devam ederken barışıp barışmadıkları, erkeğin kusurlarının affedilip affedilmediği ve bunun sonucu olarak kadının davasını ispatlayıp ispatlamadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince tarafların ön inceleme duruşmasında aynı evde yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri ve birlikte yaşamaları sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve davacı erkeğin karara karşı yaptığı istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir.
Davacı erkek kanun yolu başvurularında, kadının yabancı uyruklu olması ve gidecek yerinin bulunmaması sebebiyle tarafların aynı evde ancak başka odalarda yaşadıklarını beyan etmiştir. Dosyanın tetkikinden, yargılama sürecinde tarafların farklı adresler bildirdiği, kadın eşe yapılan tebligatların erkeğin adresinden farklı bir adrese yapıldığı, tarafların ön inceleme duruşmasında fiilen aynı evde kaldıklarını söyledikleri ancak barıştıkları yönünde açık bir beyanda bulunmadıkları gibi, aynı duruşmada sulh olmayı kabul etmediklerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Tarafların fiilen aynı adreste yaşamaları tek başına barışıp birbirlerinin kusurlarını affetmiş olduklarının kabulü için yeterli olmayıp bu durumun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispat edilmesi gerekir. Davalı cevap layihasında barıştıklarını iddia etmemiş; aksine davacının kusurlarını bildirerek boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda sadece aynı evde yaşamalarının barıştıkları şeklinde değerlendirilemeyeceği gözetilerek tarafların tüm delilleri değerlendirilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin A. Albayrak Doğan Seydi Kahveci Sevil Kartal Hatıran Alper
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3116
Karar No : 2025/230
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/443 E., 2024/70 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından boşanma davasının reddi ile kusur belirlemesi ve ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Davacı kadın vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosya içeriğine göre davacı kadının temyizine konu ziynet alacağı miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıyan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince, davacı kadın tarafında açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacı kadın tanığı Fahrinin "Son yaşadıkları olayda ben Antalya'daydım. En son olaydan sonra evliliği kurtarmak için aileler bir araya geldi. 15 gün daha taraflar ailelerin yatıştırmasıyla beraber kaldılar. Olaylar daha da içinden çıkılmaz hale gelince kız kardeşleri gidip davacıyı çocuğuyla beraber evinden aldılar "şeklinde beyanda bulunduğu, tarafların ailelerinin araya girmesiyle barıştıkları ve fiilen ayrılmadan önce on beş gün daha birlikte yaşadıkları ve daha sonra anlaşmazlık devam edince davacı kadının evden ayrıldığı, davalı erkeğe atfedilen önceki olayların affedilmiş veya en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğu, affedilen veya en azından hoşgörü ile karşılanan vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine, istinaf başvurusunun ise esas reddine karar verildiği görülmüştür. Yapılan yargılama ile toplanan deliller ve özellikle tanık Fahri'nin beyanı birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, ailelerinin istekleri ile bir araya geldikleri, ancak bir araya geldikleri on beş günlük süre içerisinde geçimsizliklerinin devam ettiği ve kadının ailesinin yardımı ile ortak konuttan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre tarafların sadece aynı evde yaşamalarının barıştıkları şeklinde değerlendirilemeyeceği, bir araya gelmelerinin barışma girişimi niteliğinde olduğu ve affın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Bu hale göre, tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davalı erkeğe atfedilen önceki olayların affedilmiş veya en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğu gerekçesi davacı kadının davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı kadının ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin kesinlikten REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının boşanma davasının reddi yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre kadının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin Sedat Demirtaş Sevil Kartal Erdem Şimşek Şaban Kazdal
SOMUT OLAYDA TARAFLARIN FİİLEN AYNI ADRESTE YAŞAMALARI TEK BAŞINA BARIŞIP BİRBİRLERİNİN KUSURLARINI AFFETMİŞ OLDUKLARININ KABULÜ İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/8789
Karar No : 2024/8256
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1811 E., 2024/81 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek dava dilekçesinde; kadının sürekli kavga çıkardığını, sadakatsiz olduğunu ve dilekçede belirtilen telefon hatlarının sahipleri ile telefon görüşmeleri olduğunu iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, erkeğin tarafların çocuk sahibi olmasını istemediğini, küfür ve hakaret ettiğini, aşağıladığını, sadakatsiz olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen telefon numaralarının kadının akraba, arkadaş ve yakınlarına ait olduğunu iddia ederek tarafların boşanmalarına, kendisi yararına aylık 5.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ön inceleme duruşmasında aynı evde yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri ve birlikte yaşamaları sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affettikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı erkek istinaf dilekçesinde tarafların aynı konutta ancak farklı odalarda kaldıklarını, davalının yabancı uyruklu olması sebebiyle kalacak yeri olmadığından aynı evde yaşadıklarını ve eşini affettiğinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların yargılama devam ederken barışıp barışmadıkları, erkeğin kusurlarının affedilip affedilmediği ve bunun sonucu olarak kadının davasını ispatlayıp ispatlamadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince tarafların ön inceleme duruşmasında aynı evde yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri ve birlikte yaşamaları sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve davacı erkeğin karara karşı yaptığı istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir.
Davacı erkek kanun yolu başvurularında, kadının yabancı uyruklu olması ve gidecek yerinin bulunmaması sebebiyle tarafların aynı evde ancak başka odalarda yaşadıklarını beyan etmiştir. Dosyanın tetkikinden, yargılama sürecinde tarafların farklı adresler bildirdiği, kadın eşe yapılan tebligatların erkeğin adresinden farklı bir adrese yapıldığı, tarafların ön inceleme duruşmasında fiilen aynı evde kaldıklarını söyledikleri ancak barıştıkları yönünde açık bir beyanda bulunmadıkları gibi, aynı duruşmada sulh olmayı kabul etmediklerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Tarafların fiilen aynı adreste yaşamaları tek başına barışıp birbirlerinin kusurlarını affetmiş olduklarının kabulü için yeterli olmayıp bu durumun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispat edilmesi gerekir. Davalı cevap layihasında barıştıklarını iddia etmemiş; aksine davacının kusurlarını bildirerek boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda sadece aynı evde yaşamalarının barıştıkları şeklinde değerlendirilemeyeceği gözetilerek tarafların tüm delilleri değerlendirilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin A. Albayrak Doğan Seydi Kahveci Sevil Kartal Hatıran Alper
AYNI YÖNDE KARAR:
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3116
Karar No : 2025/230
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/443 E., 2024/70 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından boşanma davasının reddi ile kusur belirlemesi ve ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Davacı kadın vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosya içeriğine göre davacı kadının temyizine konu ziynet alacağı miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıyan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince, davacı kadın tarafında açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacı kadın tanığı Fahrinin "Son yaşadıkları olayda ben Antalya'daydım. En son olaydan sonra evliliği kurtarmak için aileler bir araya geldi. 15 gün daha taraflar ailelerin yatıştırmasıyla beraber kaldılar. Olaylar daha da içinden çıkılmaz hale gelince kız kardeşleri gidip davacıyı çocuğuyla beraber evinden aldılar "şeklinde beyanda bulunduğu, tarafların ailelerinin araya girmesiyle barıştıkları ve fiilen ayrılmadan önce on beş gün daha birlikte yaşadıkları ve daha sonra anlaşmazlık devam edince davacı kadının evden ayrıldığı, davalı erkeğe atfedilen önceki olayların affedilmiş veya en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğu, affedilen veya en azından hoşgörü ile karşılanan vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine, istinaf başvurusunun ise esas reddine karar verildiği görülmüştür. Yapılan yargılama ile toplanan deliller ve özellikle tanık Fahri'nin beyanı birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, ailelerinin istekleri ile bir araya geldikleri, ancak bir araya geldikleri on beş günlük süre içerisinde geçimsizliklerinin devam ettiği ve kadının ailesinin yardımı ile ortak konuttan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre tarafların sadece aynı evde yaşamalarının barıştıkları şeklinde değerlendirilemeyeceği, bir araya gelmelerinin barışma girişimi niteliğinde olduğu ve affın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Bu hale göre, tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davalı erkeğe atfedilen önceki olayların affedilmiş veya en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğu gerekçesi davacı kadının davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı kadının ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin kesinlikten REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının boşanma davasının reddi yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre kadının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin Sedat Demirtaş Sevil Kartal Erdem Şimşek Şaban Kazdal

