KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

DAVANIN İHBARI İLE İHBAR OLUNAN YÖNÜNDEN ZAMANAŞIMI KESİLMİŞ OLMAZ.

T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2025/764
KARAR NO    : 2025/2216

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ              :
 Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
TARİHİ                        : 19.12.2024
NUMARASI                : 2024/1770 E., 2024/1857 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı SE.AŞ arasında Gölcük TM için 31.03.2010 tarihinde 20 MW maksimum enerji alış kapasitesi üzerinden Bağlantı ve Sistem Kullanım Anlaşması imzalandığını, anlaşmaların imzalandığı tarihte Gölcük TM de 25 MVA'lık tek bir trafo TR-A bulunduğunu, o dönemde SE.AŞ müşterisi olan H. A.Ş'nin müvekkili ile gerilim seviyesi itibariyle hiçbir bağlantısının ve anlaşmasının bulunmadığını, otoprodüktör santralin veriş-çekiş değerlerinin SE.AŞ faturalarına yansıdığını, müvekkil şirketin kullanıcısı H. A.Ş'nin ilave güç ihtiyacını temin etmek için söz konusu trafo merkezinde mevcut 25 MVA TR-A ile değiştirilmesi planlanan 50 MVA gücündeki trafonun montajının yapılması için bir haftalık enerji kesintisi sırasında, bu merkezdeki yüklerin başka bir merkeze aktarılma imkanı olmadığı gerekçesiyle SE.AŞ tarafından kabul görmediğini ve Gölcük TM ye ilave 25 MVA trafo tesis edildiğini,

TR-B ana sayacının ve yükü TR-B ye aktarılan H. A.Ş'nin fider sayacı için ilk endeks protokolünün SE.AŞ tarafından düzenlendiğini, davacı kurumun hizmet veren kurum olarak, Gölcük TM'den elektrik enerjisine ilişkin mevzuat çerçevesinde kullanıma sunulan gerekli kapasiteyi sağladığını belirterek, ödenmesi gereken farkın davalı H. A.Ş'den talep edilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulü ile davalı H. A.Ş'den rücuen 2.039.870,05 TL alacağın ödeme yapılan tarihlerden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 16.05.2010 tarihine kadar SE.AŞ tarafından işletilen Gölcük Trafo Merkezinde trafo A'ya bağlı iken, bu trafonun aynı zamanda başka abonelere de hizmet vermesi, enerji akışının ve kapasitesinin sağlıklı olmaması, müvekkili şirketin daha yüksek kapasiteye ihtiyaç duyması gibi nedenlerle TE.AŞ'ın izni ile halihazırda SE.AŞ tarafından trafo A'nın yanına 25 MVA gücünde yeni bir trafo tesis edildiğini, müvekkil şirketin 16.05.2010 tarihi itibariyle SE.AŞ'ın kullanımında olmayan TR-B barasına aktarıldığını, müvekkili şirketin bağlantı ve sistem kullanım anlaşması talebinin EPDK'nın 23.05.2011 tarih ve 30305 sayılı yazısı ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmasının TE.AŞ tarafından yapılması gerektiğinin tüm taraflara bildirildiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, dava dışı SE.AŞ'ın davacı TE.AŞ tarafından fazla yapılan tahsilat nedeniyle istirdat davası açtığını, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/406 Esas, 2015/684 Karar sayılı dosyası ile SE.AŞ'ın zararının 842.538,13 TL olduğunun tespit edilerek kararın kesinleştiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusunun TR-B trafosunun 16.05.2010 tarihinden 2011 yılının 12. ayına kadar geçen süreye ilişkin fatura tutarı ile dava ve takip masraflarının toplamı olduğu, mahkememizin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 2014/406 Esas,ve 2015/684 Karar sayılı istirdat dava dosyasındaki bilirkişi raporlarından ve mahkeme hüküm ve gerekçesinden anlaşılacağı üzere, SE.AŞ'ın sorumlu olmayıp H. Kimya AŞ'nin sorumlu olduğu Kasım/2010-Kasım/2011 faturalarının toplam bedelinin 888.464,13 TL olduğu, davalı H. Kimya AŞ tarafından SE.AŞ'a yapılan 45.926,00 TL tutarındaki ödemenin SE.AŞ'ın alacağından mahsup edilmesi nedeniyle TE.AŞ'ın davalı H. Kimya AŞ'den bakiye alacağının 842.538,13 TL olduğu kesin olarak belirlendiğini, davalı H. Kimya AŞ'nin mahkememizin 2014/406 Esas, 2015/684 Karar sayılı ilamı ile Kocaeli 4. İcra Dairesi'nin 2016/6473 Esas sayılı takip dosyasının tarafı olmaması nedeniyle asıl alacağın ferilerinden sorumlu tutulamayacağı, davalı eldeki davanın açılması ile temerrüde düşürüldüğünü, davanın ihbarı davalıyı sorumlu kılmayacağı gibi, davacı TE.AŞ'ın ulusal alanda faaliyet gösteren esaslı kuruluşlardan olmasına rağmen bağlantı ve tedarik sözleşmelerini ihmal ederek hatalı fatura düzenlenmesinden davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davalı şirketin Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/406 Esas, 2015/684 Karar sayılı ilamı ile Kocaeli 4. İcra Dairesi'nin 2016/6473 Esas sayılı takip dosyasının tarafı olmaması gerekçesi ile asıl alacağın ferilerinden sorumlu olmayacağı gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusu dönem için kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda SE.AŞ'a iade edilen Sistem Kullanım bedelinin davalı H. Kimya Sanayi A.Ş. tarafından kullanıldığını, davalının dava öncesi temerrüde düşürülmediğini, tespitinin hatalı olduğunu, davanın ihbarının davalıyı sorumlu kılmayacağını, kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu olan Mayıs 2010 ile Kasım 2011 arasındaki dönemde taraflar arasında hiçbir sözleşme bulunmadığını, davacının dava konusu döneme ilişkin SE.AŞ’tan tahsil ettiğini, ancak SE.AŞ tarafından açılan istirdat davası sonucunda SE.AŞ’a iade etmek zorunda kaldığı bağlantı ücretlerini talep ettiğini, ancak taraflar arasında anlaşma olmayan döneme ilişkin taleplerin dayanağının sebepsiz zenginleşme doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkil şirket tarafından dava dışı SE.AŞ'a yapılmış ödemenin, davacı tarafından zamanaşımını kesen sebep olarak kabul edilmiş ise de, davanın tarafı olmayan 3. kişiye yapılan herhangi bir ödemenin davanın tarafı TE.AŞ tarafından talep edilen alacaklarla ilgili zamanaşımını kestiğinin kabulünün hatalı olduğunu, dava konusu dönemle ilgili olarak, davacı tarafından müvekkil şirkete karşı sistem kullanım ve bağlantı bedeli faturası düzenlenmediği halde KDV’li tutarlar üzerinden hüküm kurulması hatalı olduğunu, zamanaşımına uğrayan kısım dışlandığında talep edilebilecek alacağın 337.375,54 TL olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.

1. Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Rücu hakkı borçlunun alacaklıya ödemede bulunduğu yani alacaklıyı tatmin ettiği anda doğar ve rücu alacağının zamanaşımı da bu tarihten itibaren başlar. Davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmiştir. Rücu davalarında uygulanacak zamanaşımı süresi konusunda TBK'da açık bir düzenleme yoksa da, bir alacağın doğumuna yol açan borç ilişkisinde özel zamanaşımı süresi belirtilmemiş ise uygulanacak hüküm TBK'nın 146. maddesi hükmüdür. Buna göre zamanaşımı süresi 10 yıl olup, somut olayda da zamanaşımının başlangıcı davacının borcu ödediği tarihtir. Buna göre dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı görülmüştür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Dava konusu olan Mayıs 2010 ile Kasım 2011 arasındaki dönemlerine ilişkin dava dışı SE.AŞ tarafından davacı TE.AŞ'a açılan istirdat davasının davalı H. A.Ş'ye ihbar edildiği anlaşılmaktadır. Davanın ihbarı ile davanın taraflarından birisinin, davayı kaybetmesi durumunda kendisine rücu edebilecek üçüncü bir kişiye veya davayı kaybetmesi durumunda kendisinin rücu edebileceği üçüncü bir kişiye, tahkikat bitinceye kadarki süre içinde davayı bildirmesi şeklindeki tek taraflı usul işlemidir.

6100 sayılı HMK'nın 61. maddesinde; "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir" düzenlemesine yer verilmiştir.

Davanın ihbarı, yazılı şekilde yapılır. İhbar, mahkemeye bu konuda verilecek bir dilekçe ile veya iadeli taahhütlü mektupla ya da noter aracılığıyla yapılabilir. İhbar dilekçesinin mahkemeye verilmesi durumunda mahkeme, ihbar olunana dilekçeyi tebliğ eder ve böylece ihbar işlemi tamamlanmış olur (HMK madde 61).

Davanın ihbarı ile, ihbar olunan yönünden zamanaşımı kesilmiş olmaz. Dava ihbar olunan kişi, davaya cevap verip fer’i müdahil olabilir veya sessiz kalabilir. Davaya katılmayan ihbar olunana, bundan sonra herhangi bir tebligat yapılmaz. İhbar olunanın, aleyhine hüküm kurulmadıkça kararı istinaf hakkı yoktur. Davanın ihbarı talebinin dikkate alınmaması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, kararın kaldırılma sebebidir.

Somut olayda; dava dışı SE.AŞ tarafından davacı TE.AŞ'a açılan istirdat davasında davalı H. A.Ş'ye ihbar edilmiştir. İhbar nedeniyle davaya konu alacak ve fer'ilerden davalı H. A.Ş. sorumlu olup, davanın davalıya ihbarının davalıyı sorumlu kılmayacağı yönündeki mahkeme kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Yukarıda (1) numaralı paragraftaki nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde taraflara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

Başkan V.            Üye                      Üye                   Üye                    Üye 
Ahmet Tuncay      Bahri Aydoğan     Hasan Kaya      Zeki Gözütok     Mehmet Özdemir
                                                                                                             (Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ

Dava konusu uyuşmazlık, davacı ile dava dışı SE.AŞ arasında Gölcük TM için Bağlantı Sistem Kullanım Anlaşması kapsamında Mayıs 2010 ila Kasım 2011 arasındaki dönemlerde fazladan ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Dairemizin sayın çoğunluğu dava dışı SE.AŞ tarafından davacı TE.AŞ’a açılan istirdat davasının davalı H. A.Ş'ye ihbar edildiği dolayısıyla ödenen alacak ve fer’ilerinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının sorumlu tutulamayacağına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin sayın çoğunluğunun davalının sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin görüşüne katılıyorum. Ancak davalı yargılama aşamasında zamanaşımı itirazının dikkate alınmadığını dava dışı şirkete yapılan ödemenin zamanaşımını kesen bir işlem olarak kabul edilmemesi gerektiğini savunmuş olmasına karşılık Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından rücuen alacak talebinde zamanaşımına uğrayan alacak kalemleri dikkate alınmamıştır.

Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından da kabul edildiği üzere somut uyuşmazlıkta uygulanacak zamanaşımı süresi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 146. maddesine göre 10 yıl olup, sorumlu olmadığı bir borcu ödemek suretiyle alacağın rücuen tahsilini isteyen alacaklı yönünden zamanaşımı süresi 10 yıldır. Yine çoğunluk tarafından da kabul edildiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler tek tek sayılmış olup davanın ihbarı zamanaşımını kesen işlemlerden değildir.

Ancak TBK 154/1 maddesi gereğince borçlunun borcu ikrar etmesi veya kısman ifada bulunması zamanaşımı kesen sebeplerdendir. Kuşkusuz borcun kısmen ifasının alacaklıya yapılması gerekir. Alacaklıya yapılmayan kısmi ödemenin zamanaşımı kesen işlem olarak kabulü mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta kısmi ödeme dava dışı SE.AŞ'a yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından alacağın tarafı olaman 3. kişiye yapılan ödemenin zamanaşımını kesen bir işlem olarak sayılması mümkün değildir.

Bu durumda zamanaşımının başlangıcı Tbk nun 149. maddesi gereğince alacağın muaccel olmasıyla başlanacağından ve fatura ödeme tarihleri itiblariyle rücuen talep edilen alacak muaccel hale geldiğinden her bir fatura ödeme tarihi ile dava tarihi karşılaştırıldığında 10 yıllık sürenin geçmiş olduğu faturalar yönünden TBK’nun 146. maddesi gereğince zamanaşımı süresi dolmuştur. Somut uyuşmazlıkta dava 15.06.2021 tarihinde açılmış olup dosyada mevcut ve hükme esas alınan 27.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen ve davanın açıldığı tarih itibariyle 10 yıllık sürenin dolduğu 15.06.2011 tarihinden önce düzenlenen Kasım 2017 18.576.91,00 TL, aralık 2010 37.238,90 Ocak 2011 33.480.35, Şubat 2011 55.723.03, Mart 2011 45.925.08 Nisan 2011 89.015.27 ve Mayıs 2011 87.232.11 TL tutarlı faturalara konu alacak zamanaşımına uğradığından, zamanaşımına uğrayan bu alacaklar yönünden davanın reddine Mayıs 2011 tarihinden itibaren düzenlenen faturalar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması gerekirken zamanaşımı itirazının reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye
Mehmet Özdemir