KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

BELİRSİZ ALACAK DAVASINDA TALEP ARTTIRIM DİLEKÇESİ VERİLMESİNDEN SONRA USÛLÎ KAZANILMIŞ HAKLARA RİAYET ETMEK KOŞULU İLE DAVANIN ISLAHI MÜMKÜNDÜR.

T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2025/7032
Karar No      : 2025/16728

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 28.09.2023
SAYISI                                 : 2023/2082 E., 2023/2814 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Semra Şiner tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, davalıya ait iş yerinde çalışan müvekkilinin 05.06.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe uğradığını ileri sürerek ulaşım masrafı, tedavi ve ilaç gideri, gelir ve iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminat ile manevi tazminat alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, kazanın davacının kusuruyla meydana geldiğini, müvekkilince davacıya 13.000,00 TL ödeme yapıldığını, iddia ve istemlerin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf başvurusunda; davanın belirsiz alacak davası olduğunu, birden fazla bedel artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle 11.10.2022 tarihli artırımın dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, tedavi ve ilaç gideri isteminin gerekçesiz şekilde reddedildiğini, müvekkilinin Kurumca karşılanmayan harcamalar yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin, davacı ve bir kısım arkadaşının belli işleri yapması için dava dışı üçüncü şahısla anlaşma yaptığını, davacının aslında bu üçüncü şahsın çalışanı olduğunu, ancak sigorta girişlerinin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkiline kusur yükletilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

 Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi

3. Değerlendirme

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilince dava dilekçesinde davaya konu iş kazası nedeniyle 500,00 TL ulaşım gideri, 500,00 TL ilaç ve tedavi gideri, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik dönem zararı, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik dönem zararı olmak üzere 3.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece maddi zararın hesaplanmasına yönelik henüz hesap raporu aldırılmadan evvel davacı vekilince 11.06.2021 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik dönem zararı yönünden maddi tazminat talebini 100.000,00 TL'ye yükselttiği, Mahkemece maddi zararın tespitine yönelik 10.03.2022 tarihli hesap raporu aldırıldığı, Mahkemece itibar edilen seçenekte davacının 22.200,70 TL geçici iş göremezlik, 478.262,75 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 4.500,00 TL ulaşım bedeli olmak üzere maddi zararının hesaplandığı, davacı vekilince 11.10.2022 tarihli dilekçesi ile ulaşım gideri yönünden talebini 4.500,00 TL'ye, geçici iş göremezlik dönemi yönünden talebini 36.098,50 TL'ye, sürekli iş göremezlik dönem zararını 400.000,00 TL'ye arttırdığı, Mahkemece yukarıda 10.03.2022 tarihli raporda belirtilen miktarlar üzerinden davacının maddi zararının bulunduğu ancak davacının bir kez ıslah hakkını kullanabileceği gerekçesiyle sürekli iş göremezlik dönem zararı yönünden taleple bağlı kalınarak 22.200,70 TL geçici iş göremezlik zararına, 100.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararına, 4.500,00 TL ulaşım gideri bedeline hükmederek ilaç ve tedavi giderinin reddine karar verilmiştir.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK ile eda davası niteliğinde belirsiz alacak davası türü kabul edilmiştir. 107.maddeye göre “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”

Bu davadaki temel amaç ise alacağın belirsiz olması nedeni ile zamanaşımının tüm alacak için dava tarihi itibari ile kesilmesidir. Kanun'un ilgili maddesindeki gerekçeye göre “Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla karşılaşan kişinin hak araması bakımından birçok güçlük söz konusudur. Öncelikle kendisinden aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açması istenmekte, ayrıca, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alacağının olduğu ortaya çıktığında da bunu davayı genişletme yasağı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi. Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmaya zorlamak gibi hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve aslında tarafın kendi ihmali ya da kusuru olmadığı hâlde bir yasakla karşılaşması gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlüğü, böyle bir sınırlamayı ve gerçek dışı davranmaya zorlamayı değil, gerçekten hakkı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi altında olan kişiyi, mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamalıdır. Son dönemde, gerek mukayeseli hukukta gerekse Türk Hukukunda artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek "etkin hukukî koruma"nın gündeme gelmiş olması da bunu gerektirir. Kaldı ki, miktar ya da değeri belirsiz bir alacak için dava açılması gerektiğinde birtakım sınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davanın dışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine aykırı bir durum da meydana getirecektir. Ayrıca, miktarı veya değeri bilinmeyen bir alacak için klasik kısmî davanın da tam bir çözüm üretmediği gerçektir. Esasen tam veya kısmi olmasına bakılmaksızın her edâ davasının temelinde bir külli tespit unsuru vardır. Başka deyimle edâ hükmünde tertip olunan her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur”

Bu doğrultuda HMK.'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasını açabilmesi için alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirlemesinin objektif olarak mümkün olmaması gerekir. Alacak miktarı biliniyorsa ya da bilinebilecek durumda ise böyle bir dava açılamaz. Çünkü bu durumda her davada arandığı gibi hukuki yarar aranacak olup alacak miktarının biliniyor ya da bilinebilecek olması halinde davacının hukuki yararından söz edilemez.

Belirsiz alacak davasında yapılan yargılama sırasında alacağın miktarının tam olarak belirlenmesi ile davacı talebini iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırabilecektir. Alacağın belirli hale gelmesi sonrasında ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilirse davacının bundan sonraki yeni artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır. Çünkü böylesi bir durumda alacağın belirsizliği değil davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur.

Öte yandan HMK'nın 33. maddesine göre "Hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hâkime aittir." Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.

Bu açıklamalar doğrultusunda, iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin hakime olduğu hususu da dikkate alınarak, davayı 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesine dayalı "belirsiz alacak davası" olarak değerlendirerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu doğrultuda irdelenmesi, sonucuna göre yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin de ıslah olarak değil; talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. (Dairemizin 19.04.2022 tarih ve 2021/3834 E - 2022/5880 K sayılı ilamı da bu yöndedir)

 Ayrıca 7251 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik 107/2. maddesine göre "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü ihdas edilmiştir.

 Öte yandan her usuli işlemde uygulanma imkanı olan ıslah müessesinin belirsiz alacak davasında da uygulanmasına engel bir durum söz konusu değildir. Ancak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ıslah ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 177. maddenin 2. fıkrasına eklenen "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmüyle açıkça düzenleme altına alınmıştır.

Somut olayda davacı vekilinin, müvekkili sigortalının iş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi tazminat alacağı miktarını davanın açıldığı tarih itibariyle tam ve kesin olarak belirleyemediğinin açık olmasına göre maddi tazminat istemi yönünden davanın Mahkemece "belirsiz alacak davası" olarak kabul edilmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında yukarıda açıklandığı üzere talep arttırım dilekçesi verilmesinden sonra usulü kazanılmış haklara riayet etmek koşulu ile davanın ıslahı mümkündür. Buna göre Mahkemece davacı tarafça 11.06.2021 tarihli talep artırım dilekçesinin verilmesinden sonra maddi zararın alınan 10.03.2022 tarihli ek raporla daha yüksek belirlenmesi üzerine sürekli iş göremezlik zararı yönünden davacı vekilince sunulan 11.06.2021 tarihli talep arttırım dilekçesinin, ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmesi ve 11.10.2022 tarihli talep gibi karar verilmesi yerine yargılamada 2. kez talebin arttırılamayacağından bahisle 11.10.2022 tarihli talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan "           ...Kazalı işçinin maddi tazminat talebine esas olmak üzere gerçek ücretinin belirlenmesi için sunulan taraf delilleri toplanmış, tanık beyanları, taraf beyanları emsal ücret araştırması nazara alındığında aylık net 2.833,66 TL ücret aldığı hesaplama yapılmıştır. Mahkememizce dosya kapsamına uygun, taraf ve mahkeme denetimine ve hüküm kurmaya elverişli 10.03.2022 tarihli bilirkişi Duygu T.'ın düzenlediği aktüerya hesap raporuna ve Uzman Doktor Esma Sevil A.'un tedavi giderlerinin hesaplanmasına yönelik raporlarına itibar edilerek, işçinin müterafik kusuru ve kurum tarafından yapılan ödemeler indirilmek suretiyle davacının tespit edilen 22.200,70 TL geçici iş göremezlik, 478.262,75 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 4.500,00 TL ulaşım bedeli alacağının bulunduğu kabul edilmiştir. Mahkememizce 25.000,00 TL geçici ödemeye karar verilmiş ise de, davalı tarafça ödenmediği bu nedenle tenzil edilmediği, davacı vekilinin 14.06.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile iş gücü kaybı nedeniyle istenen tazminat 100.000,00 olarak artırılmış, daha sonra sunulan 11.10.2021 tarihli dilekçe ile yeniden iş gücü kaybı nedeniyle istenen tazminat 300.000,00 TL daha artırılmış ise de birden fazla kere bedel artırımı yapılamayacağı için davacının işgücü kaybı nedeniyle 100.000,00 TL, geciçi iş kaybı nedeniyle 22.200,70 TL hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar davacı tarafça tedavi ve ilaç gideri talebinde bulunulmuş ise de bu talebin varit olmadığı kanaati ile reddine karar verilmiştir." ibarelerinin silinerek yerine "... Kazalı işçinin maddi tazminat talebine esas olmak üzere gerçek ücretinin belirlenmesi için sunulan taraf delilleri toplanmış, tanık beyanları, taraf beyanları emsal ücret araştırması nazara alındığında aylık net 2.833,66 TL ücret aldığı hesaplama yapılmıştır. Mahkememizce dosya kapsamına uygun, taraf ve mahkeme denetimine ve hüküm kurmaya elverişli 10.03.2022 tarihli bilirkişi Duygu T.'ın düzenlediği aktüerya hesap raporuna ve Uzman Doktor Esma Sevil A.'un tedavi giderlerinin hesaplanmasına yönelik raporlarına itibar edilerek, işçinin müterafik kusuru ve kurum tarafından yapılan ödemeler indirilmek suretiyle davacının tespit edilen 22.200,70 TL geçici iş göremezlik, 478.262,75 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 4.500,00 TL ulaşım bedeli alacağının bulunduğu kabul edilmiştir. Mahkemece 25.000,00 TL geçici ödemeye karar verilmiş ise de davalı tarafça ödenmediği bu nedenle tenzil edilmediği, davacı vekilinin 14.06.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile iş gücü kaybı nedeniyle istenen tazminat 100.000,00 olarak artırılmış, daha sonra sunulan 11.10.2021 tarihli dilekçe ile yeniden iş gücü kaybı nedeniyle istenen tazminat 300.000,00 TL daha artırılmış olmakla davacının sürekli iş göremezlik dönem zararı maddi zararı 478.262,75 TL olarak kabul edilmekle taleple bağlı kalınarak davacının sürekli işgücü kaybı nedeniyle 400.000,00 TL, geciçi iş kaybı nedeniyle 22.200,70 TL hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar davacı tarafça tedavi ve ilaç gideri talebinde bulunulmuş ise de bu talebin varit olmadığı kanaati ile reddine karar verilmiştir. " ibarelerinin yazılması,

b. ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "davanın kısmen kabul kısmen reddine;

1) Davacının geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin kısmen kabulü ile 22.200,70 TL’nin zararının iş kazası tarihi olan 05.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine,

2) Davacının sürekli iş göremezlik zararına ilişkin talebinin kabulü ile; 400.000,00 TL'nin iş kazası tarihi olan 05.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına,

3) Davacının ulaşım gideri bedeli talebinin kabulü ile 4.500,00 TL'nin iş kazası tarihi olan 05.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4) Davacının tedavi ve ilaç gideri talebinin reddine,

5) Davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 05.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

6) Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 37.909,55 TL harçtan, davacının peşin ve ıslah ile yatırdığı 8.492,11 TL harcın mahsubu ile geri kalan 29.417,44 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

7) Davacı tarafından ödenen 8.523,51 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8) Davacı tarafından yapılan toplam 2.204,95 TL yargılama giderinin davanın ret ve kabul oranına göre 980,41 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9) Davalı tarafından sarf edilen 596,60 TL'nin davanın ret ve kabul oranına göre 331,32 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10) Kabul edilen maddi tazminat yönünden; davacı kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 62.738,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

Kabul edilen manevi tazminat yönünden; davacı kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

11) Ret edilen maddi tazminat yönünden; davalı kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 9.200,00 TL ücreti vekaletin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

12) HMK m.333/(1) gereğince, peşin olarak alınan gider avansından yapılan yargılama giderlerinin mahsubu ile bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle hükmün Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk dairesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11.11.2022" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan              Üye                  Üye                      Üye                    Üye  
Mustafa Taş        Ali İnceman      Faruk Kaymak     Yılmaz Akıncı     Şerafettin Özyürür

BİLGİ : “Belirsiz alacak davasında talep artırımından sonra ıslah hakkı da bulunmaktadır” şeklindeki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19 Eylül 2019 ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 01 Kasım 2021 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/belirsiz-alacak-davasinda-talep-artirimindan-sonra-islah-hakki-da-bulunmaktadir

“Belirsiz alacak davası açısından talep artırımının ardından ıslahla da talep artırılabilir” şeklindeki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26 Şubat 2026 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/belirsiz-alacak-davasi-acisindan-talep-artirimin-ardindan-islahla-da-talep-artirilabilir