KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

MİRASÇI ADINA ALACAKLILARI TARAFINDAN VE BORÇLU ADINA İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDEN ALINACAK YETKİ BELGESİ İLE TENKİS DAVASI AÇMALARI MÜMKÜNDÜR.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2025/4762
KARAR NO    : 2025/7736

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ           : 
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
TARİHİ                     : 03.03.2022
NUMARASI             : 2019/1421 - 2022/502

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar Nuran B., Nurdan A., Ercan Ertürk A. ve Hüseyin Can A. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emine Güneş Akıl tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Davacılar vekili; 09/07/1998 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yapılan yargılama sonucu davalı Gürcan A. hakkında Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/6878 Esas ve Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2009/13865 Esas sayılı dosyaları ile takibe geçildiğini, borçlunun aciz halinde olduğunun anlaşıldığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla borçlunun babası dava dışı Hüseyin A.’nın kendisi adına kayıtlı taşınmazları ölümünden 45 gün önce borçlu dışındaki mirasçılar ile miras payı bulunmayan borçlu Gürcan’ın oğlu davalı Hüseyin Can A.’na bırakmayı vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek İİK 277 ve devamı ile BK 19 maddeleri gözetilerek tasarrufun iptali ile borçlunun miras payı oranında icra dosyası alacağıyla sınırlı olarak taşınmazlar üzerinde cebri icranın devamına karar verilmesini, bu talep uygun görülmezse; TMK 562 maddesi hükmü de gözetilerek tenkis hükümlerinin kıyasen uygulanarak borçlu davalı Gürcan A.’nun saklı payının tespiti ile bu miktar üzerinden cebri icranın devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar; muris Hüseyin A.'nun hür iradesi ile vasiyetname düzenlediğini, işlemin muvazaalı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; davalı/borçlu Gürcan A.'nun kendi adına kalacak miras payını danışıklı ve muvazaalı olarak oğlu Hüseyin Can A. adına devrettirdiği gerekçesiyle İİK 278 ve 280. maddeleri gereği davanın kabulü ile Aksaray 1. Noterliği’nin 01.02.2011 tarih ve 01958 yevmiye nolu vasiyetname ile yapılan tasarruf işlemi ile taşınmazlarda yapılan devirlerin davalı borçlu Gürcan A.'nun kanuni miras payına isabet edecek olan pay ile sınırlı olmak üzere ve Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2009/13865 Esas ve Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/6878 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline, bu miktar üzerinden davacıya cebri icra hakkı tanınmasına karar verilmiş, karara karşı davalılar Nuran B., Nurdan A., Ercan Ertürk A. ve Hüseyin Can A. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince davalı borçlu Gürcan A. ile diğer davalılar Nuran, Nurdan ve Ercan Ertürk’ün kardeş; Hüseyin Can ile baba-oğul olduğu, yine muris Hüseyin A.’nun borçlu oğlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu 01.02.2011 tarihli vasiyetnamenin İİK’nun 280/1 maddesi gereğince iptale tabi bulunduğu, dava konusu vasiyetname ile davalı borçlunun diğer tüm davalılar lehine miras hakkından vazgeçmiş bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1- Davacı, HMK’nın 111. maddesinde öngörülen şekilde terditli olarak açtığı davasında vasiyetnamenin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla borçlunun babası tarafından muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek İİK 277 ve devamı ile BK 19 maddeleri gözetilerek tasarrufun iptaline karar verilmesini, bu talep uygun görülmezse; TMK’nın 562. maddesi gereğince vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davaları borçlunun mallarının haczinden veya iflas etmeden önce, alacaklılarından mal kaçırmak için yapmış olduğu bağışlamalar ve şüpheli (hileli) tasarrufların iptal ettirilebilmesi için, alacaklılara bir dava açma hakkı tanır. Buradaki tasarruftan maksat, borçlunun alacaklılarına zarar vermek için üçüncü kişilerle (veya üçüncü kişiler lehine) yapmış olduğu tasarruf işlemleridir. Her ne kadar bu tasarruf işlemlerini geniş yorumlayarak alacağın temliki, ticari işletmenin devri, borç ikrarında bulunulması gibi tasarrufların iptalinin talep edilebileceği kabul edilebilir ise de, söz konusu tasarrufların borçlu tarafından yapılması gerekir. Zira bu davalarda davalı; borçlu ve lehine tasarruf yapılan üçüncü kişi ve varsa sonraki kişilerdir.

Yargıtay yerleşik içtihatları ile Türk Borçlar Kanununun 19. maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak tasarrufun iptali davası açılabileceğini kabul edilmiştir.

Somut olayda; iptali istenen vasiyetname borçlu Gürcan A.’nun babası olan mütevaffa Hüseyin A. tarafından düzenlenmiştir. Borçlu Gürcan A. tarafından tanzim edilmeyen vasiyetnamenin BK 19 maddesinde düzenlenen muvazaa sebebiyle veya İİK’nun 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali yolu ile bertaraf edilmesi olanaklı değildir. Ancak davacı taraf terditli olarak açtığı davada MK 562. maddesine de dayanmış olup diğer sebeplerle talebinin kabul edilmemesi halinde anılan yasa hükmü gereğince vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. Bu nedenle Medeni Kanun’un 562. maddesi dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.

2- Dava, davalı borçlu Gürcan A.’nun alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine kalması gereken miras payının murisi babası tarafından borçlunun kardeşi olan diğer mirasçılar Nuran B., Nurdan A., Ercan Ertürk A. ile mirasçı sıfatı bulunmayan Hüseyin Can A.’na devredilmesini düzenleyen vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

Medeni Kanunun 562. maddesi uyarınca miras bırakan tasarruf edebileceği kısmı aştığında payı zedelenen mirasçı veya mirasın geçtiği tarihte elinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklılar, alacaklarını elde edebilmek için mirasçıya tanınan süre içerisinde tenkis davası açabilirler. Başka bir anlatımla aslında kendisine kalması gereken miras payının başka bir mirasçıya devredilmesi nedeniyle borçlunun mal varlığında oluşan eksikliğin mirasçı adına alacaklıları tarafından ve borçlu adına icra müdürlüğünden alınacak yetki belgesi ile dava açmaları mümkündür.

Dosyanın incelenmesinden; davacıların davalı borçlu Gürcan A. aleyhine takip başlattıkları, davacılar Meral T. ve Çağrı T. alacaklı olduğu Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/6878 Esas sayılı takip dosyasından İİK 94. madde uyarınca alınan yetki belgesinin eldeki dosyaya sunulduğu; davacı Aynur K.’nın alacaklı olduğu Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2009/13865 Esas sayılı takip dosyasında ise; 12/04/2010 tarihinde borçlunun adresinde yapılan haciz işlemi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığına ilişkin tutanak tutulduğu, tutulan bu tutanağın İİK.nın 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, ancak bu dosyadan alınan yetki belgesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda mahkemece davacı Aynur K.’ya İİK.nın 94. maddesi uyarınca Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2009/13865 Esas sayılı dosyasından da yetki alması için süre verilmesi, yetki belgesi alındıktan sonra tüm davacılar yönünden davanın TMK’nın 562. maddesi uyarınca değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

3- Bozma neden ve şekline göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar Nuran B., Nurdan A., Ercan Ertürk A. ve Hüseyin Can A. vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 01/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan            Üye                 Üye                Üye                   Üye
A. TUNCAL      M. ÇAMUR     A. ÇOLAK      S. ÖZTEMİZ     A. AYAN

BİLGİ : “Mirasçının alacaklıları açısından tenkis davasına özel dava şartı olan ihtar tamamlanabilir bir dava şartı değildir” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Ekim 2021 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/mirascinin-alacaklilari-acisindan-tenkis-davasina-ozel-dava-sarti-olan-ihtar-tamamlanabilir-bir-dava-sarti-degildir