KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

UYUŞMAZLIK, AVUKATLIK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANMAKTA OLUP AVUKATIN YERİNE GETİRMEYİ ÜSTLENDİĞİ AVUKATLIK HİZMETİ TÜKETİCİ İŞLEMİ NİTELİĞİNDE OLMADIĞINDAN TAHKİME ELVERİŞLİDİR.

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2025/5452
Karar No      : 2026/129

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece)
TARİHİ                                 : 24.09.2025
SAYISI                                 : 2025/15 E., 2025/10 K.

Bölge Adliye (İlk Derece) Mahkemesi direnme kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanunun 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı Deniz'i Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/223 E. sayılı dosyasında vekil olarak temsil ettiğini, vekalet ücreti alacaklarının tahsili talebi ile açılan icra dosyaları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve avukatlık ücret sözleşmesinde belirlenen vekalet ücreti ile avansın iadesi talebiyle davalı tarafından müvekkili aleyhine Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi'ne başvurulduğunu, taraflar arasındaki 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün 2023/4402 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık yönünden tahkim anlaşmasının geçerli ve hakemin yetkili olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, menfi tespit talebiyle açılan davada uyuşmazlığın çözümünde Ankara Mahkemelerinin görevli olduğunu, tahkim süresinin üç ay olarak belirlenmesine rağmen belirlenen sürede uyuşmazlığın çözülmediğini, tahkim süresinin aşıldığını, tahkim yargılamasında tarafların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerine aykırı hareket edildiğini, hakemin taraflı davrandığını, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174/2 maddesine ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak vekalet ücreti alacağının tamamına hak kazanamadığının kabul edildiğini, eşitlik, hakkaniyet, silahların eşitliği ilkelerine aykırı davranıldığını, hakem kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; hakem kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan 01.03.2022 tarihli avukatlık ücret sözleşmesindeki hüküm ile geçerli bir tahkim anlaşmasının yapıldığını, tahkim süresi içerisinde karar verildiğini, davacının hakemin bağımsızlığı ve tarafsızlığı iddialarını tahkim yargılanmasında dile getirmezken bu hususu aleyhine verilen kararın iptali için ileri sürmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, hakemin TBB Tahkim Kurallarının 13. maddesi uyarınca Divan tarafından atandığını, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığına ilişkin görüşlerin açıklanması için süre verilmesine rağmen davacının beyanda bulunmadığını, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığını şüpheye düşürecek bir nedenin bulunmadığını, hakem kararının kamu düzenine aykırı olmadığını, hakem kararının iptali sebeplerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 07.11.2024 kararıyla; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı avukat ile davalıya velayeten annesinin imzasının yer aldığı 01.03.2022 tarihli sözleşmede; "...uyuşmazlığın Baro Hakem Kurulunca çözüleceği, Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliğinin sözleşmenin bir parçası olduğu..." hükmü düzenlenmiş olup, TBB Tahkim Kurallarının 2. maddesinde; "tarafların TBB Tahkim Merkezi, TBBTM, TBBTAM, TBB Tahkimi, Barolar Birliği Tahkimi, Baro Tahkimi, Birlik Tahkimi veya benzeri ifadeler kullanmaları durumunda kurallar uyarınca tahkimi kararlaştırdıklarının anlaşılacağı..." ifade edildiği, sözleşme tarihi itibarıyla baro hakem kurullarının görevde olmadığı, taraflarca Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği'nin sözleşmenin bir parçası olduğunun kararlaştırıldığı göz önüne alındığında, tarafların iradelerinin uyuşmazlığın Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinde çözülmesi yönünde olduğu, HMK'nın 412. maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden tahkim şartının geçerli bulunduğu sonucuna varıldığı, davanın süresinde açıldığı, tahkime konu uyuşmazlık tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığından tahkime elverişli olduğu, yine tahkim yargılamasında ve karar içeriğinde kamu düzenini ihlal eden bir husus tespit edilmediği, hakem kararının tahkim süresi içerisinde verildiğini, hakemin taraflı davrandığı ileri sürülmüşse de hakemin Divan tarafından atandığı, davacı tarafından ileri sürülen nedenlerin, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığını şüpheye düşürecek nitelikte bulunmadığı, hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığına ilişkin görüşlerin açıklanması için süre verilmesine rağmen davacının tahkim yargılamasında beyanda bulunmadığı, Divan tarafından verilen 15.12.2023 tarihli karar ile hakemin görevine devam etmesine karar verildiği, Hakem tarafından maddi ve usul hukuku kurallarına göre değerlendirme yapılarak karar verildiği, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia ve savunmalarını ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, taraflarca da bu hakkın kullanılmış olduğu anlaşılmakla, hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılıp karar verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, başka bir ifade ile kararın pozitif hukuk kurallarına göre isabetli olup olmadığı, bir iptal sebebi olmadığından, işbu davada da inceleme kapsamı dışında bulunduğu, somut olayda gerek davacı tarafından ileri sürülen, gerekse re'sen dikkate alınacak olan, 14.02.2024 tarihli ve 2023/37 E. sayılı Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi Hakem kararının iptaline ilişkin nedenler mevcut olmadığı gerekçesiyle; hakem kararının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Dairenin 15.04.2025 tarihli ilamıyla; taraflar arasında düzenlenen 01.03.2022 tarihli sözleşmede "taraflar arasında akdedilen bu avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar öncelikle, arabuluculuk girişimiyle çözümlenecektir... Arabuluculuk girişiminden sonuç alınamazsa, uyuşmazlık Baro Hakem Kurulunca çözülecektir. Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği bu sözleşmenin bir parçasıdır." şeklinde olduğu, uyuşmazlığın çözümü için önce arabuluculuk başvurusu yapıldığı, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığı, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 3. maddesinin atıfta bulunduğu 18/A-(18) maddesinde; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz", Kanunun 13. maddesinde; "Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir..." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı, arabuluculuğun maddi hukuka ilişkin olduğu, Mahkemelerde dava açılmadan önce başvurulması gerektiği hatta bazı davalarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiğinin görüldüğü, tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartının tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olması gerekmekte olup, öncelikle arabulucuya gidileceğine dair yaptıkları anlaşma nedeniyle sözleşmeye uygulanacak hükümler bakımından kendi içerisinde kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede tahkim şartının düzenlenmediği, bu nedenle de tahkim şartının geçersiz olduğunun kabul edilmesi gerektiği, temyize konu 14.02.2024 tarihli hakem kararında; davalının tahkim itirazı yönünden yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki 18.06.2021 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/210049 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık yönünden tahkim anlaşmasının geçersizliğine, hakemin yetkisiz olduğuna; taraflar arasındaki 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün 2023/4402 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen uyuşmazlık yönünden tahkim anlaşmasının geçerli ve hakemin yetkili olduğuna, hakemin yetkili olduğuna karar verdiği kısım yani 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün 2023/4402 sayılı dosyası ile ilgili olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Mahkeme iptal sebebiyle bağlı olup, bu sebepler doğrultusunda inceleme yapmak zorunda olduğu, somut olayda hakem kararında taraflar arasındaki 18.06.2021 tarihli sözleşme bakımından tahkim anlaşmasının geçersizliğine ve hakemin yetkisiz olduğuna karar verildiğinden Hakem kararının kısmen iptalinin gerektiği, Mahkemece 01.03.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar yönünden tahkim anlaşmasının geçersiz olduğu ve hakemin yetkili olmadığı kabul edilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerinde tahkim itirazında bulunmadığını, taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunan hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını, tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki 01.03.2022 tarihli sözleşmede TBB Tahkim Kurulunun uyuşmazlığı çözmede yetkili olduğuna dair bir ibarenin yer almadığını, Ankara Barosunun TBB Tahkim Kuruluna müracaat edilmesini işaret etmediğini, uyuşmazlığı TBB Tahkim Kuruluna havale etmediğini, bu hususun dahi taraflar arasındaki sözleşmede TBB Tahkim Kurulunun görevli ve yetkili olmadığını tevsik ettiğini, tahkim şartının açık, net ve kesin olması gerektiğini, işbu davaya konu sözleşmede kesin, açık ve net bir şekilde tahkim iradesinin ortaya konulmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, Hakem kararının HMK'nın 439. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.

Öğreti ve hukuk uygulamasında alternatif uyuşmazlık çözümü (Alternative Dispute Resolution, ADR), uyuşmazlıkların çözümü amacıyla görev yapan devlet mahkemelerinde görülen dava yolunun yanında seçimlik bir yol olarak işleyen, genellikle tarafsız bir üçüncü kişinin, mevcut bir uyuşmazlığın çözümü konusunda taraflara yardımcı olmak ve katkıda bulunmak amacıyla katıldığı, bir grup uyuşmazlık çözüm yöntemleri topluluğu olarak tanımlanabilir (Mustafa Serdar ÖZBEK, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 5. B., Ankara: Yetkin, 2022, ss. 153-160.). Bunda amaç özel hukuk alanında kalan kamu düzenini ilgilendirmeyen, üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek uyuşmazlık konularında tarafların kendi iradeleriyle çözüme ulaşmalarıdır. Başlıca alternatif çözüm yolları ise; müzakere, arabuluculuk, uzlaşma, tahkim, tarafsız ön değerlendirme yöntemi, vakıaların saptanması yöntemi , kısa yargılama yöntemi, seri jüri yargılaması yöntemi ve çevrim içi uyuşmazlık çözümü gibi yöntemlerdir. Ülkemizde arabuluculuk ve tahkim uygulaması en fazla olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerindendir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilme olanağının bulunması kaydıyla, özel hukuk uyuşmazlıkları, yabancı unsur taşıyor olup olmamasına bakılmaksızın arabuluculuk kapsamında kalır (6325 sk m.1/2). Bir uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olması için; özel hukuka dair bir uyuşmazlık olması, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği iş veya işlemlerden doğması, aile içi şiddet iddiası içermemesi, koşullarını sağlaması gerekir. Taraflar, arabuluculuğa elverişli bir uyuşmazlığın çözümü bağlamında, uyuşmazlık henüz mevcut değilken veya dava açılmadan önceki evrede veyahut dava açıldıktan sonra mahkemenin teşvikiyle uyuşmazlığın arabuluculukta çözüleceğine dair irade ortaya koyabilirler. Tarafların arabuluculuğa başvuru konusunda karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını içerir şekilde arabuluculuk sözleşmesi yapılabilecektir. Türk hukukunda arabuluculuk konusunda en temel ve en önemli düzenleme 2012 tarihli 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'dir. Ayrıca mevzuatımızda Hukuk Muhakemeleri Kanunu 137/1, 140/2-3- 312/2, 320/2 maddelerinde arabuluculuğun yargılamayla ilişkisine dair düzenlemelerde mevcuttur. Başlangıçta arabuluculuk ihtiyari iken daha sonra bir kısım kanun değişiklikleriyle belli konularda (7036 sayılı kanunla iş uyuşmazlıklarında, 7155 sayılı Kanunla ticari davalarda, 7251 sayılı Kanun ile Tüketici uyuşmazlıklarında, 6325 sayılı Kanuna 7155 sayılı Kanunla eklenen 18/A maddesiyle genel bir düzenleme haline getirilmiş, 7445 sayılı Kanunla ise 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/B maddesiyle kira uyuşmazlıkları ile diğer belli uyuşmazlıklar için) dava şartı arabuluculuk benimsenmiştir.

Tahkim, kanunun tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verdiği konuların kapsamında kalması koşuluyla, taraflar arasında doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların, devlet yargısında çözümlenmesi yerine, hakem adı verilen kimseler aracılığı ile çözümlenmesi hususunda tarafların anlaşmasıdır (Ziya AKINCI, Milletlerarası Tahkim, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2016, s. 29). Günümüzde gelişen ticaret, iletişim kanallarının artması, ulaşılabilirliğin ülke sınırlarını aşması ile birlikte yoğunlaşan ticari ilişkiler sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde daha hızlı, daha az masraflı ve özellikle ticaret hayatının kesintisiz şekilde devamını sağlayacak nitelikte çözümler bulma arayışı tarafları, devlet yargısına kıyasla, daha avantajlı olarak gördükleri alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan tahkime yöneltmiştir. Tahkimde taraflar kendi iradeleriyle uyuşmazlığın ortaya çıkmasından önce veya uyuşmazlık sonrasında yetkili kıldıkları hakem kararlarını bağlayıcı kılar. Taraflar aralarında bu şekilde bir tahkim anlaşması imzalamışlarsa artık uyuşmazlıklarını tahkim yargılaması yolu ile çözmekle yükümlüdürler. Yargılama sonunda verilecek hakem kararı ise aynı mahkeme kararları gibi bağlayıcıdır. Tahkim yolunun uygulanabilmesi için tarafların bu konudaki iradelerinin açık bir şekilde ortaya koyulmuş olması gerekir. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın devlet mahkemeleri yerine hakemler aracılığı ile çözülmesini öngören bir sözleşmedir (Pekcanıtez Usul- Medeni Usul Hukuku, 15. B., C.3, İstanbul, 2017, s. 2596.). Tahkim, özü itibariyle tarafların iradesine bağlı olarak işletilen (ihtiyari) bir yol olmakla birlikte -zorunlu arabuluculukta olduğu gibi- kanuni düzenlemelerle bazı uyuşmazlıklar için tahkim yoluna gidilmesi (1512 sayılı Noterlik Kanunu (m.13), 6365 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (m.51), 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (m.30), 6502 sayılı Tüketicinin Korunmasına ilişkin Kanun (m.68) gibi) zorunlu kılınmıştır. Mevzuatımızda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; bu kanunun uygulama alanı dışında kalan uyuşmazlıkları kapsayan milli tahkime ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer verilmiştir. Milli tahkim bakımından tahkime elverişlilik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 408. maddesinde; "Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir." şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişliliğe itiraz, hakem kurulu oluştuktan sonra hakemlere yapılacak, itirazın reddi halinde hakem kararının iptali davasında ileri sürülebilecektir. Tahkime elverişli olmak kaydıyla her konuda herkes tahkim sözleşmesi yapabilir.

Alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarında farklı çözüm yollarıyla birleştirilerek bir arada uygulanabilmektedir. Taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkması hâlinde öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulacağı, uyuşmazlık arabuluculuk aşamasında çözümlenemezse tahkim yoluyla çözüleceğine dair anlaşmalar uygulama ve öğretide "Med-Arb(Mediation-Arbitration)" olarak ifade edilmektedir. Arabuluculuk-tahkim yolunda taraflar, öncelikle uyuşmazlıklarını arabuluculuk yoluyla çözmeye gayret ederler.

Arabuluculukta anlaşmaya varılmazsa, bundan sonra taraflar tahkime başlarlar (Mustafa Serdar Özbek, "Arabuluculuk ile Tahkim Yöntemlerinin Kesişme Bölgesi: Arabuluculuk-Tahkim" Ocak 2017 43(1) Yargıtay Dergisi 15, s.15). Bu usulün özel bir şekli olarak "Arabuluculuk Sonrası Tahkim (Med-Then-Arb)" çözüm yolu olarak bilinen yöntem olup burada taraflar önce uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna gidip anlaşma için çözüm arar, anlaşma gerçekleşmediği durumda tahkim uygulanır. Taraflar, uyuşmazlık çözümü anlaşmasında, uyuşmazlığın öncelikle arabuluculuk faaliyetiyle çözülmeye çalışılacağını, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması hâlinde tahkime başvurulacağını kararlaştırabilir. Arabuluculuk uyuşmazlık çözüm usulünde başarılı olunamadığında tahkim yargısı ile uyuşmazlık hakem tarafından nihai ve bağlayıcı olacak şekilde çözülür. Böylece hem arabuluculuk sürecinden beklenen esneklik hem tahkimde nihai karar verilmesinin bir arada sağlanması mümkün kılınmış olur. Bu usulde arabuluculuk sonrasında tahkim uygulanacağı önceden kararlaştırılmış olup süreçler tamamen bağımsız iki yol olarak, birbirinin içinde erimeksizin varlığını sürdürür.

6325 sayılı Kanunun 5(1) maddesinde; "Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz." hükmü yer almaktadır. Arabuluculuk Kanununda arabuluculuk yoluna başvuru sonrasında anlaşma olmadığı takdirde bu düzenleme ile kanun koyucu arabuluculuk sonrası tahkime başvurulabileceğinin ve tahkim yargısına başvurunun mümkün olduğunu kabul ettiği bir düzenlemedir. Bu kanuni düzenlemede, arabuluculuğa başvurulan bir uyuşmazlığa ilişkin olarak arabuluculuk sürecinde kısmen veya tamamen anlaşma sağlanamazsa, anlaşma sağlanamayan diğer ihtilaflı konularda tahkim yargılaması yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. Yine Arabuluculuk Etik Kurallarının 5/6 maddesi; "(...)arabulucu, gerekli ve uygun gördüğünde, taraflara uyuşmazlıklarını tahkim, tarafsız değerlendirme, danışmanlık veya diğer uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözmeyi düşünmelerini önerebilir." diyerek arabuluculuk sonrası tahkimin mümkün olabileceğini ve bunun da etik kurallara uygun olduğu ortaya konulmuştur. Bu uyuşmazlık çözüm yolunda önemli olan uyuşmazlığın hem arabuluculuk usulüne hem de tahkim yargılamasına elverişli olmasıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, hakem kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabilecektir. Aynı maddenin devamında da iptal sebepleri tek tek sayılmıştır. Hakem kararının iptali davalarında iptal sebepleri tahdidi olarak sayıldığından, kararın esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Yargıtay İçtihatları ile de Hakem Heyeti Kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların Hakem Heyeti Kararının iptali davalarında inceleme konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir.

Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması veya tahkimde görülmekte olan uyuşmazlıkta tahkim sözleşmesinin olmadığına ilişkin bir itirazın bulunmaması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece uyuşmazlığın bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında; "…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine Hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem Kararı, Devlet Mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…" şeklinde belirtildiği üzere Hakem Kararları bağlayıcı ve kesindir. Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2022 tarihli sözleşmede; ''Taraflar arasında akdedilen bu avukatlık sözleşmesinden ve vekâlet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar öncelikle, arabuluculuk girişimiyle çözümlenecektir. Arabuluculuk masraflarına taraflar eşit olarak katlanacaktır. Arabuluculuk girişiminden sonuç alınamazsa, uyuşmazlık Baro Hakem Kurulunca çözümlenecektir. Türkiye Barolar Birliği Hakem Yönetmeliği bu sözleşmenin bir parçasıdır.'' şeklinde olup, taraflar bu avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta öncelikle arabuluculuk yoluna başvurmuş, sonuç alınamayınca Tahkime başvurmuşlardır. Sözleşmenin ilgili hükmünde uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenememesi hâlinde tahkim yoluyla çözüleceğine dair taraf iradeleri herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olarak belirtilmiştir. Bunun yanında tahkime konu uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı halde davalı avukatın davacıya vekaleten yerine getirmeyi üstlendiği avukatlık hizmeti tüketici işlemi niteliğinde olmadığından tahkime elverişli olduğundan geçerlidir.

Yukarıda açıklandığı üzere alternatif uyuşmazlık çözüm usulü olarak önce Arabuluculuk başvurusunda bulunulup anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında Tahkim (Med-Then-Arb) yargılaması yöntemine gidilmesi mümkün olduğundan tahkime elverişli olan somut uyuşmazlıkta da terditli olarak önce arabuluculuk yoluna gidilip anlaşma sağlanmadığından sonrasında tahkim yargılamasına gidilmesi hukuka uygundur.

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede arabuluculuk ve anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında tahkim şartının bulunduğu, uyuşmazlığın sözleşme kapsamında ve tahkime elverişli olduğu, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia, savunma ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, talep aşımın söz konusu olmadığı kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun Hakeme ait olduğu, iptal davasında maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususunun değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 ve 373/5 maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan              Üye                  Üye                     Üye                    Üye 
Battal Yılmaz      Filiz Pınarcı     Dr. Adem Aslan    Hikmet Kanık     Muzaffer Gürkanlı