KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

İHALENİN FESHİ ŞİKÂYETİNDE ÖDENMESİ GEREKEN NİSPİ HARÇ İKİ HAFTALIK KESİN SÜREYE RAĞMEN YATIRILMAZSA HMK 150 HÜKMÜ UYGULANAMAZ VE ŞİKÂYETİN USÛLDEN REDDİNE KARAR VERİLMELİDİR.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2025/12-207
Karar No       : 2026/54

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
TARİHİ                          : 08.10.2024
SAYISI                          : 2024/1038 E., 2024/1390 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.03.2024 tarihli ve 2024/1502 Esas,
                                        2024/2142 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın şikâyetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin usulden reddine ve şikâyetçi aleyhine ihale bedelinin %5'i oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Şikâyetçi vekili; şikâyet konusu Ankara Sulh Hukuk Satış Müdürlüğünün 2022/206 Satış sayılı dosyasında 16.01.2023 tarihinde taşınmazın ihale edildiğini, müvekkili tarafından dosya üzerinde yapılan incelemede ihalenin usulüne uygun şekilde yapılamayacağı tespit edildiğinden pey sürülmediğini, ihaleye katılanların ihale esnasında ihale bilgilerini telefon yoluyla dışarıya aktardığını ve onay almak suretiyle teklif sunulduğunu, kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla bu hususların ortaya konulacağını, ihalenin amacına ulaşmasını, malın gerçek değerinde satılmasını, ihalenin sağlıklı ve normal şartlarda yapılmasını engelleyici, dürüstlük kurallarıyla bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve ihaleye katılıma engel olunmasının fesat niteliğinde olduğunu, ilgililere yapılması gereken tebligatların usulsüz olduğunu, düşük tirajlı bir gazetede ilan yapıldığını, kıymet takdirinin taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediğinin denetlenmesi gerektiğini, satış ilanında gösterilen KDV’nin yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek taşınmazın ihalesinin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

İhale alıcısı vekili; şikâyetçinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 134/2. maddesinde sayılan ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olmadığını, ihalenin de usulüne uygun olduğunu belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2023 tarihli ve 2023/513 Esas, 2023/2699 Karar sayılı kararı ile; 05.05.2023 tarihli duruşmada verilen (3) No.lu ara kararda "122.958,00 TL peşin/nisbi harcı yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde peşin/nisbi harç yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına" şeklinde ara karar kurulduğu, ara kararın şikâyetçiye tebliğine rağmen söz konusu harcın yatırılmadığı gerekçesiyle şikâyetin usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli ve 2023/1616 Esas, 2023/2222 Karar sayılı kararı ile; şikâyetçinin İİK'nın 134/2. maddesinde belirtilen ihalenin feshini isteyebilecek sınırlı sayıdaki ilgililerden olmadığı, İİK'nın 134. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi taleplerinde nispi harcın yarısının şikâyette bulunurken ödenmesinin zorunlu olduğu, 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7343 sayılı Kanun) 27/5. maddesi ile değişik İİK'nın 134. maddesinde 492 sayılı Harçlar Kanunu’na yapılmış bir atıf bulunmadığı, aynı Kanun’un 134/5. maddesindeki düzenleme karşısında ihalenin feshi şikâyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 150. maddesine göre işlemden kaldırılması ve sonrasında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı, maddenin gerekçesine göre bu düzenlemenin amacının haksız ve kötüniyetli olarak ihalenin kesinleşmesine engel olmak amacıyla yapılan ihalenin feshi taleplerinin önüne geçmek, diğer bir ifadeyle hükmün amacının ihalenin kesinleştirilmesi sürecinin kötüniyetli olarak uzatılmasının önüne geçmek olduğu, harcın yatırılmasının "dava şartı olarak" kabulünün gerektiği, bu harcı yatırmayan üçüncü kişilerin talepte bulunma hakkı olmadığı için kendilerine mahkemece tekrar süre verilmesinin de gerekmediği, ayrıca 7343 sayılı Kanun’un 27/5. maddesiyle yapılan değişiklikle ihalenin feshi talebinde “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler" teminat yatırmakla yükümlü kılınmış olup madde metninde “teminat gösterilmesi şarttır” ifadesi ile bunun bir kabul edilebilirlik şartı olduğunun anlaşıldığı, bu durumda HMK’nın dava şartlarına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, HMK’nın 114/1-ğ ve 115/2. maddelerine göre teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, süresinde yatırılmaması hâlinde şikâyetin usulden reddine karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen şikâyetin usulden reddine ilişkin kararda bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak 7343 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 134/6. maddesi gereğince şikâyetçi aleyhine para cezasına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin usulden reddine, ihale bedeli olan 3.600.000,00 TL'nin % 5’i oranında 180.000,00 TL para cezasının şikâyetçiden alınarak Hazineye irad kaydına karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

“… Dosyada öncelikli sorun "İİK. nun 7343 sayılı Kanun ile değ. 134. maddesindeki istisna taraflar dışında yatırılması gereken nispi harç ve teminatın niteliği ve buna bağlı olarak HMK. nın 114. maddesinde belirtilen dava şartı olup, olmadığı ve nispi harç ile teminatın tamamlatılma usulüdür."

İcra takibi sırasında, 2004 sayılı İ.İ.K. na göre yapılan ihalenin feshine ilişkin hususlar Kanunun 134 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.

İhalenin feshi davaları daha önce başvuranın kim olduğuna bakılmaksızın maktu harca tabi iken 2004 sayılı İ.İ.K. nun 134. maddesinde değişiklik yapan ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı kanunun 27/4. maddesi ile ihalenin feshi davasını “ Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin" açması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi kılınmıştır.

Ayrıca ihalenin feshi talebinde 7343 sayılı kanunun 27/5. maddesi ile davayı “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler" teminat yatırmakla yükümlü kılınmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden şikayetçinin İİK. nun değ. 134. maddesindeki satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerden olduğu ve davanın nispi harca ve teminata tabi bulunduğu anlaşılmıştır.

Yargı harçları, 492 sayılı Harçlar Kanunda düzenlenmiş olup, dava açarken harçtan muaf olanlar dışındaki davacının harç yatırması zorunluluğu, HMK. nın 114. maddesinde belirtilen dava şartlarından değildir.

Dava harçları özel kanun ile düzenlenmiştir.

Açık kanun hükmü ile düzenlenen bir hususun yorumu söz konusu olamaz.

492 sayılı Kanunun " Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi " başlıklı 30. maddesi " Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu ( HMK. md.150 ) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü içermektedir.

HMK. ya göre bir şartın tamamlatılması, Mahkeme tarafından ilgilisine usulüne uygun şekilde süre verilmesi halinde mümkündür.

Verilecek süre yasal düzenlemeye uygun değil ise hukuki sonuç doğurmaz.

İİK. nın 7343 sayılı kanunun 27. maddesi ile değişik 134. maddesi bu yasal düzenlemelere göre değerlendirildiğinde;

İhalenin feshi talebinin 30.11.2021 tarihinden sonra, kanunda belirtilen istisnai taraflar dışında kalan gerçek yada tüzel kişiler tarafından yapılması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi olduğu ve nispi harcın yarısının peşin yatırılacağı tartışmasızdır.

Aynı şekilde ihale bedelinin % 5' i oranında teminat yatırılması da şarttır.

Yukarıda da açıklandığı üzere dava açılırken alınması gereken harç, dava harcı olup, Harçlar Kanuna göre dava açılırken alınır.

Noksan yatırılmış ise Harçlar Kanunu' nun 30. maddesinde belirtilen usul ile tamamlatılır. Harç tamamlanmaz ise yaptırımı da yine aynı maddede düzenlenmiştir.

% 5 teminat ise yine harç gibi dava açılırken yatırılmalıdır.

Teminat, HMK. nın 114/2. maddesi kapsamında dava şartıdır. Dava açılırken yatırılmayan teminatın tamamlanması için (harcı tamamlanmayan davaya devam edilemeyeceğinden) öncelikle harç tamamlatılmalı, sonra teminatın yatırılması için davacıya HMK. nın 115. maddesinde belirtilen dava şartlarının tamamlatılmasına ilişkin usule göre süre verilmelidir.

Harcın yatırılmamasının yaptırımı, " ...davanın açılmamış sayılması," harç yatırılmakla birlikte teminatın yatırılmamasının yaptırımı ise "...davanın dava şartı noksanlığından usulden reddidir."

Açılmamış sayılma ve usulden ret kararlarının hukuki sonuçlarının farklı olduğu izahtan varestedir.

Mahkemenin şikayetçinin İİK. nun 134. maddesinde belirtilen ilgililerden olmayıp, ihalenin feshi davasının görülebilmesi açısından nispi harç ve teminat yatırmak zorunda olan, başka bir deyişle kanunda belirtilen istisnai kişiler dışında kaldığına ilişkin tespit ve gerekçesi yerindedir.

Her ne kadar şikayetçi nispi harç ve akabinde teminatı yatırmamış ise de, İlk Derece Mahkemesinin harç yatırılmasına ilişkin "...122.958,00 TL peşin/nisbi harcı yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde peşin/nisbi harç yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına (ihtarın tebligat ile yapılmasına)" şeklindeki ara kararı 492 sayılı Harçlar Kanunun 30. maddesine uygun değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere yasaya uygun olmayan ara kararı hukuki sonuç doğurmaz.

Ayrıca İİK. nun değ. 134. maddesindeki ilgisiz kişilerden alınacak teminat da HMK. nın 84. maddesindeki "yargılama giderlerine" yönelik teminat olmayıp, HMK. nın 114/2. maddesindeki dava şartı niteliğindeki teminattır.

Yukarıda da belirtildiği üzere harcı yatırılmayan/tamamlanmayan davaya devam edilemez, harç yatırılmadan/tamamlanmadan hiç bir usulü işlem yapılamaz.

Bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince davacı/şikayetçiye Harçlar Kanununun 30. maddesine uygun şekilde süre verilmesi ve akabinde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak karar verilmesi gerekirken nispi harç ve teminat yatırılmamasını HMK. nın 114. maddesinde düzenlenen dava şartı olarak niteleyerek sonuca gidilmesi ve hususun Bölge Adliye Mahkemesince de genişletilmiş gerekçe ile benimsenmesi hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Şikâyetçi vekili; 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesine göre işlem yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda İİK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasında sınırlı sayıda sayılan ilgililerden olmayan şikâyetçinin ihalenin feshi talebinde aynı maddenin 3. fıkrasına göre yarısının peşin olarak yatırılması gereken ihale bedeli üzerinden hesaplanacak nispi harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda belirtilen dava harcı olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre şikâyet şartı olarak kabul edilerek verilen iki haftalık kesin süreye ilişkin ara kararın usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

İcra ve İflas Kanunu'nun 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7343 sayılı Kanun) 27. maddesiyle değişik 134. maddesinin 2 ve 3. fıkraları.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü için yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 322/2. maddesine göre paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İİK hükümlerine göre yapılır. Satış memurunun ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin işlemlere karşı yöneltilecek şikâyetler, ortaklığın giderilmesine karar vermiş olan sulh hukuk mahkemesi tarafından incelenir. Bu nedenle ortaklığın satış suretiyle giderilmesi satışlarında ihalenin feshi şikâyeti için ortaklığın giderilmesine karar vermiş olan sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

3. İcra (ve iflâs) dairesi görevlerini yaparken, kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa, usulsüz (yolsuz) hareket etmiş olur. İcra (ve iflâs) dairesinin bu gibi yolsuz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurabilirler (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.82, 103). Şikâyet, icra ve iflas hukukunda düzenlenmiş kendisine özgü hukuki bir çaredir. Şikâyet kendisine özgü bir yol olup bir dava ve gerçek anlamda bir kanun yolu değildir. Şikâyet, icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış ve bu yolla icra ve iflas dairelerinin (veya diğer icra organlarının) kanuna veya olaya uygun olmayan işlemlerinin iptalini veya düzeltilmesini ya da yapmadıkları veya geciktirdikleri işlemlerin yapılmasını sağlayan hukuki bir çaredir (Hakan Pekcanıtez vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2025, s.64).

4. İcra ve İflas Kanunu'nun 134/2. maddesine göre ihalenin feshi şikâyet yoluyla icra mahkemesinden talep edilir. Şikâyet teknik anlamda bir dava olmadığından uygulanacak usul, şikâyet usulüdür. İhalenin feshi şikâyetin özel bir hâli olarak kabul edilmektedir (Murat Atalı, vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2022, s.319; İbrahim Aşık, vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2022, s.317). İİK'nın 134. maddesi kimlerin ihalenin feshini isteyebileceğini, hukuki yarar şartını, ihalenin feshi sebeplerini ve ihalenin sonucunu ayrıntılı olarak düzenlemiştir.

5. İcra ve İflas Kanunu'nun 7343 sayılı Kanun ile değişik 134/2. maddesinde ihalenin feshini isteyebilecek ilgiler “yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Hükümdeki “yalnız” kelimesi madde metninde sayılmayan kişilerin ihalenin feshi talebinde bulunamayacaklarını göstermekte olup bu düzenlemenin sebebi kötüniyetle ihalenin feshinin talep edilmesini önlemektir. İİK'nın 134/2. maddesinde belirtilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 281/1. maddesi “Hukuka veya ahlaka aykırı yollara başvurularak ihalenin gerçekleştirilmesi sağlanmışsa her ilgilinin ihalenin iptalini mahkemeden isteyebileceği” şeklinde düzenlenmiş ise de aynı maddenin 2. fıkrasında cebri arttırmalar hakkında özel hükümlerin saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.

6. İhalenin feshi şikâyeti talepte bulunanın kim olduğuna bakılmaksızın maktu harca tabi iken İİK'nın 134. maddesine 7343 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 3. fıkrasıyla "Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir" hükmü getirilmiştir.

7. Maddenin gerekçesi "...Maddeye eklenen yeni üçüncü fıkrayla, ihalenin feshi talebine ilişkin şartlar yeniden belirlenmektedir. Uygulamada ihalenin kesinleşmesine engel olmak amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak ihalenin feshinin talep edildiği müşahede edilmektedir. Hak arama hürriyetine engel olmaksınız bu tür haksız ve kötüniyetli taleplerin önlenmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre satış isteyen alacaklı, borçlu veya resmi sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahiplerinin dışında kalan kişilerce ihalenin feshi talebinin yapılması halinde, ihale bedeli üzerinden nispi harç alınacak ve talebin reddi halinde bu harç iade edilmeyecektir..." şeklindedir.

8. Görüldüğü üzere bu düzenlemeyle ihalenin feshini isteyen bazı kişilere ilk defa nispi harç ödeme yükümlülüğü getirilmektedir. Hükümden de anlaşılacağı üzere eğer ihalenin feshini; satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri isterse maktu harç ödeyecektir. Buna karşılık ihalenin feshini, bu sayılanlar dışında başka bir kişi (bu bağlamda özellikle ihaleye katılarak pey süren kişi) isterse, bu kişi ihale bedeli üzerinden nispi harç ödeyecektir (Kudret Aslan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XXVI, Y. 2022, S. 4, s.8; Leyla Akyol Aslan, İhalenin Feshi Talebiyle Birlikte Ödenmesi Zorunlu Olan Nispi Harcın Ödenmemesinin Sonuçları, DÜHFD, C.30, S. 53, Y. 2025, s.845, 846, 858).

9. Hukuk Genel Kurulunun 08.05.2024 tarihli ve 2023/12-958 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararında da İİK'nın 134. maddesine 7343 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 3. ve 4. fıkralarında satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce ihalenin feshi talebinde bulunulması hâlinde nispi harç alınması ve teminat gösterilmesi gerektiği, pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenlerin ve ihalenin feshini isteyebilecek kişiler arasında sayılmayan kişilerin ihalenin feshi talebinde ihale bedeli üzerinden nispi harç ödemesi ve bu kişilerin teminat göstermesi gerektiği, nispi peşin harç alınmadan ve teminat gösterilmesi şartı yerinde getirilmeden talebinin doğrudan reddedilemeyeceği benimsenerek nispi harcın yatırılması ve teminat gösterilmesi şartının usulünce yerine getirilerek yapılacak olan değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

10. Eldeki şikâyette ise İİK'nın 134/2. maddesinde sınırlı sayıda sayılan ilgililerden olmayan şikâyetçinin ihalenin feshi talebinde ödemesi gereken nispi harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda belirtilen dava harcı olup olmadığı ve harcın ödenmemesine ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı, buna göre şikâyet şartı olarak kabul edilerek verilen iki haftalık kesin süreye ilişkin ara kararın usulüne uygun olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.

11. İcra ve İflas Kanunu'na 7343 sayılı Kanun ile eklenen 134/3. maddesine göre ihalenin feshi talebinde nispi harç ödemekle yükümlü olanlar, ihale bedeli üzerinden belirlenecek olan bu harcın yarısını peşin olarak yatırmak zorundadır. İhalenin feshi talebinin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde tamamı iade edililir. Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir. Hâlbuki 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/1. maddesine göre talepte bulunurken karar ve ilâm harcının dörtte birinin ödenmesi gerekir. Davanın reddi hâlinde ise maktu harç alınır. Görüldüğü üzere İİK'nın 134/3. maddesinde ihalenin feshi talebinde ödenmesi gereken nispi harç daha yüksek tutularak kötüniyetli taleplerin önlenmesi amacıyla 492 sayılı Kanun'dan farklı bir esas benimsenmiş ve özel bir düzenleme yapılmıştır.

12. Diğer taraftan Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ile HMK'nın 150. maddesinin ihalenin feshi şikâyetinin niteliği gereği uygulama yeri bulunmamaktadır. Şikâyeti düzenleyen İİK'nın 18/3. maddesine göre ilgililer duruşmaya gelmeseler bile icra mahkemesi gereken kararı verir. İhalenin feshi istemi şikâyetin özel hâli olmakla İİK'nın 134/5. maddesinde "...İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir..." hükmü yer almaktadır. Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinin uygulanması hâlinde icra mahkemesince nispi harcın yatırılması için şikâyetçiye süre verilmesi, verilen süre içinde harç tamamlanmaz ise HMK’nın 150. maddesi uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılması ve süre içinde harcın tamamlanarak yenileme talep edilmemesi durumunda da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi sonucu ortaya çıkar. Dava prosedürüne uygulanacak kuralların şikâyet mahiyetinde olan ve teknik anlamda dava mahiyetini taşımayan ihalenin feshi taleplerine doğrudan uygulanması mümkün değildir.

13. İhalenin feshi şikâyetinde Harçlar Kanunu'nun 30 ve HMK'nın 150. maddelerinin uygulanması kanun koyucunun kötüniyetli ihalenin feshi taleplerine engel olmak şeklinde amacıyla da bağdaşmaz. İİK’nun 134/3. maddesinde belirtilen nispi harcın Harçlar Kanunu anlamında ödenen harç niteliğinde olmadığı, kötüniyetli ihalenin feshi talebinin ileri sürülmesini önlemek amacıyla maddede belirtilen kişilerin ihalenin feshi taleplerini zorlaştırmak için bir araç olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.

 14. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki İİK'nın 134/2. maddesinde sınırlı olarak sayılanlar dışındaki kişilere nispi harç ödeme yükümlülüğü getirilmiş olması, bu kişilere Kanun'a göre zaten sahip olmadıkları ihalenin feshini talep etmek hakkını gerçekte bahşetmez. Fesih hakkına sahip olduğu iddiasıyla talepte bulunan kişi henüz talepte bulunurken Kanun'un açık hükmü nedeniyle alınması gereken nispi harcın yarısını ödemek zorundadır (Akyol Aslan, s.857).

15. O hâlde İİK’nın 134/3. maddesindeki nispi harca ilişkin düzenlemenin Harçlar Kanunu anlamında bir harç olduğundan söz edilemez. Ödenecek nispi harç salt Harçlar Kanunu anlamında olağan bir yargı harcı olmayıp ihalenin feshi talebinin bir ön şartı olarak düzenlenmiştir. HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları düzenlenmiş ve 2. fıkrasında diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. İİK'nın 134/3. maddesine göre ihale bedeli üzerinden nispi harcın yarısının ödenmesi zorunluluğu, talebin ön şartı olduğuna göre ödenmesi (tamamlanması) için iki haftalık kesin süre verilmesi, bu süre içerisinde de ödenmediği takdirde ihalenin feshi talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekir (Akyol Aslan, s.885- 894).

16. Somut olayda ise şikâyetçi ihalenin feshi isteminde maktu harç yatırmış olup İİK'nın 134/2. maddesinde belirtilen ihalenin feshini talep edebilecek ilgililerden olmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince 05.05.2023 tarihli duruşmada peşin nispi harcın yatırılması için şikâyetçi vekiline "122.958,00 TL peşin/nisbi harcı yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde peşin/nisbi harç yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına (ihtarın tebligat ile yapılmasına)" şeklinde kesin süre verilmesine ve 13.05.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen peşin nispi harç yatırılmadığından şikâyetin usulden reddine karar verilmiştir.

17. O hâlde İİK'nın 134/5. maddesinin birinci cümlesi hükmü gereğince ihalenin feshi şikâyetinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmeyeceğinden Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ile HMK'nın 150. maddesinin uygulanamayacağı, İİK'nın 134/3. maddesinde Harçlar Kanunu'ndan farklı bir esas belirlendiği ve maddenin gerekçesinde ihalenin feshi talebine ilişkin şartların yeniden belirlenerek kötüniyetli taleplerin önlenmesi amacıyla düzenleme yapıldığının belirtildiği gözetildiğinde İİK'nın 134/3. maddesinde ödenmesi gereken nispi harca ilişkin düzenlemenin ihalenin feshi talebinin bir ön şartı niteliğinde olduğunun kabulü zorunludur. Dolayısıyla mahkemece verilen iki haftalık kesin süreye rağmen peşin nispi harç yatırılmadığından şikâyetin usulden reddine yönelik karar usul ve yasaya uygundur.

18. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargı harçlarının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda düzenlendiği, harçtan muaf olanlar dışındaki kişilerin dava açarken harç yatırması zorunluluğunun HMK'nnın 114. maddesinde belirtilen dava şartlarından olmadığı, somut olayda Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinin uygulanması ve dolayısıyla direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.

19. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,

Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 11.02.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 17’si ONAMA, 8’i ise BOZMA yönünde oy kullanmışlardır.