KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

BORÇLUNUN HACZİ KABİL MALI BULUNMADIĞININ HACİZ TUTANAĞINDA AÇIKÇA YAZILI OLMASI GEREKİR AKSİ HÂLDE TUTANAK ACİZ BELGESİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2025/4846
KARAR NO    : 2026/98

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ           : 
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
TARİHİ                     : 30.09.2022
NUMARASI             : 2022/2562 - 2022/2687

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Kayabaşı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu Pınar D. hakkında İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/7285-7286 ve 7311 Esas sayılı dosyaları ile yapılan takiplerin kesinleştiğini ve davalı borçlu Pınar D.'un borcu ödeyememesi nedeniyle aciz hali gerçekleştiğini, davalının alacağın doğumu tarihinden sonra maliki olduğu İzmir ili, T. ilçesi, 549 ada, 3 parsel, B blok, 2 nolu bağımsız bölümü, İzmir İli, T. İlçesi, 764 Ada, 1 Parsel, 9 nolu bağımsız bölümü, İzmir İli, T. İlçesi, 758 Ada, 1 Parsel, 4 nolu bağımsız bölümü ve İzmir İli, T. İlçesi, 758 Ada, 1 Parsel, 6 nolu bağımsız bölümü diğer davalı Hüseyin T.'ya satış göstermek suretiyle devrettiğini, bu taşınmazlardan İzmir ili, T. İlçesi, 549 Ada, 3 Parsel, B Blok, 2 nolu bağımsız bölüm ile İzmir İli, T. İlçesi, 764 Ada, 1 Parsel, 9 nolu bağımsız bölümün halen davalı Hüseyin T. adına kayıtlı olup, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptaline ve taraflarına satışı yetkisi verilmesini, üçüncü kişiye satılan İzmir İli, T. İlçesi, 758 Ada, 1 Parsel, 4 ve 6 nolu bağımsız bölümler yönünden ise İİK'nın 283/2. maddesi gereğince davalı Hüseyin T. tarafından üçüncü kişiye satış tarihi olan 28.01.2020 tarihindeki gerçek satış tutarındaki tazminatın davalı Hüseyin T.'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı üçüncü kişi Hüseyin T. vekili cevap dilekçesinde; yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu, takibe dayanak senetlerin davalı Pınar'ın kullanmış olduğu kredi sözleşmesinin tarihleri ile aynı tarihli olduğunu, davacı bankanın vermiş olduğu kredi nedeniyle hem kredi sözleşmesi imzaladığını, hem de senet aldığını, kredi sözleşmesinin ve kambiyo evrakının tanzim tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, İzmir İli, T. Mah., 549 Ada, 3 Parsel, B blok 2 numaralı bağımsız bölümün 06.12.2017 tarih ve 23426 yevmiye sayılı, T. İlçesi, T. Mah., 764 Ada, 1 Parsel 9 no'lu bağımsız bölüm, 758 Ada, 1 Parsel, 4 ve 6 no'lu bağımsız bölümlerin 16.11.2017 tarih ve 21947 yevmiye sayılı davalı Pınar D. tarafından davalı Hüseyin T.'ya satışına ilişkin tasarrufların İİK 277 maddeleri gereğince iptaline, davacıya T. İlçesi, T. Mah., 549 Ada, 3 Parsel, B blok, 2 numaralı bağımsız bölüm ve 764 Ada, 1 Parsel, 9 no'lu bağımsız bölümler yönünden İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/7285 E., 2020/7286 E. ve 2020/7311 E. sayılı dosyalarındaki asıl alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere taleple bağlı kalınarak 445.000,00 TL üzerinden cebr-i satış yetkisi verilmesine, davaya konu 758 Ada, 1 Parsel, 4 ve 6 no'lu bağımsız bölümler 3. kişiye satıldığından davacı alacaklıya İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/7285 E., 2020/7286 E. ve 2020/7311 E. sayılı dosyalarındaki alacak ve ferilerini açmamak kaydıyla İİK 282/2. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak 445.000,00 TL tazminatın davalı Hüseyin T.'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi Hüseyin T. vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davalı üçüncü kişi Hüseyin T. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı üçüncü kişi Hüseyin T. vekillinin temyiz dilekçesi incelenmiştir.

Dava, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114. maddesinde düzenlenen ve bütün davalar için geçerlilik taşıyan genel dava şartları yanında bir takım özel dava şartlarının varlığı da aranmaktadır. Tasarrufun iptali davasının kendine özgü dava şartları; geçici veya kesin aciz vesikasının varlığı, icra takibinin kesinleşmiş olması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve gerçek bir alacağın varlığıdır.

Tasarrufun iptali davalarında iptali istenilen tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapılmış olması ön koşul olup, dava koşulunun var olup olmadığı belirlenmeden işin esası hakkında hüküm kurulamayacağından, bu husus mahkemece re’sen araştırılır.

Borç; alacaklının borçludan istemeye yetkili olduğu, borçlunun da yerine getirmek zorunda bulunduğu edimi içeren hukukî ilişkidir. Borç, bu ilişkiyle aynı anda doğabileceği gibi; borç ilişkisinden sonra da doğabilir. Borçlar, niteliklerine göre farklı sınıflandırmalara tabî tutulduğundan borcun doğum tarihleri de kimi zaman bu sınıflandırmalara bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Alacaklı, borçlanmanın gerçekleştiği tarihte borçlunun mal varlığına güvenerek işlem yapmış olduğundan, borcun doğumundan önceki tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturmaz. Bu nedenle borcun hangi tarihte doğduğu ve borcun doğumuna ilişkin hukuksal nedenin kaynağının somut durumun özelliğine göre ayrıca araştırılması gerekmektedir.

Bu hususun yanısıra; iptal davasının açılma ve görülme koşullarına gelince; bunların ilki; icra takibi ile ilgili koşullar olup; takip tarihinde kesinleşmiş bir alacak bulunması, icra takibinin kesinleşmiş olması, tasarrufu yapanın tasarrufun yapıldığı tarihte borçlu durumunda olmasıdır. Diğer bir koşul da tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılması gereğidir. Son olarak; borçlu hakkında alınmış aciz vesikasının bulunması da üçüncü koşulu oluşturmaktadır.

Sayılan bu koşullardan “borçlu hakkında alınmış aciz vesikasının bulunması” koşulunun irdelenmesi, somut olayın çözümünde önem taşımaktadır.

Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için, borçlu hakkında alınmış geçici (İİK m. 105) veya kesin (İİK m. 143) aciz belgesinin bulunmasına gerek vardır.

“Borç Ödemeden Aciz Vesikası başlıklı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 105. maddesine göre, borçlunun adresinde haczi kabil mal bulunamaması halinde, haciz tutanağı aynı Kanunun 143. maddesindeki aciz vesikası hükmünde sayılır. Ayrıca, İcra Müdürlüğünce takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliğinin anlaşıldığı hallerde de tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277. maddede yazılı hakları verir.

Haczedilebilir hiçbir mal bulunmadığını saptayan haciz tutanağı borç ödemeden kesin aciz belgesi hükmündedir (İİK m. 143).

İcraca takdir edilen kıymete göre haczedilen malların alacağı karşılamadığı anlaşılırsa buna ilişkin haciz tutanağı da geçici aciz belgesi sayılır (m.105/2).

Borçlunun haczi kabil malı bulunmadığının haciz tutanağında açıkça yazılı olması gerekir. Aksi halde tutanak aciz belgesi niteliği taşımaz.

Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davasına dayanak olan İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/7285, 2020/7286 ve 2020/7311 Esas sayılı icra dosyalarından davalı borçlu hakkında icra takipleri yürütüldüğü, icra takiplerinde takiplere dayanak olan 03.07.2019 tarihli genel kredi sözleşmesi, 19.04.2018 tanzim tarihli bono ile 19.03.2018 tanzim tarihli bonoya istinaden takiplerin başlatıldığı, davaya konu edilen taşınmazların tasarruf tarihlerinin ise önceki bir tarih olan 06.12.2017 ve 16.11.2017 tarihleri olduğu dikkate alındığında, alacaklı ile borçlu arasındaki temel ilişkinin, taraflar arasında daha önce ticari ilişki olup olmadığının ve borcun doğum tarihine ilişkin bilgi ve belgelerin tespiti gerektiğinden, tarafların ticari defterleri temin edilerek, ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın doğduğu tarihin tespit edilmesi ile alacağın devir tarihlerinden önce doğduğuna yönelik ön koşulun varlığının bulunduğunun öncelikle tespit edilmesi gerektiği, bunun yanısıra; icra dosyalarında 22.09.2020 tarihinde yapılan hacizlerde, haciz mahallinde borçlunun tespit edilemediği ve borçlunun haczi kabil malı bulunmadığının haciz tutanaklarında açıkça yazılı olmaması nedeniyle, haciz tutanaklarının aciz belgesi niteliği taşımadığı ve ayrıca davacının davasına dayanak olan takiplerden İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/7286 Esas sayılı icra dosyasında borçlu adına çıkartılan ödeme emri tebligatının bila tebliğ iade edildiği ve icra dosyasında ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiğine dair tebligat parçasının dosyada olmadığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilip edilmediği, takibin kesinleşip kesinleşmediği hususunun da tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından, açıklanan tüm bu hususlar incelenerek ve dava şartları yeniden değerlendirilerek esasa girilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı üçüncü kişi Hüseyin T. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan            Üye                Üye                Üye                    Üye
A. TUNCAL     M. ÇAMUR     A. ÇOLAK      S. ÖZTEMİZ      A. AYAN