KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

VASİYETTEN RÜCU İŞLEMİNİN İPTALİ DAVASI AÇISINDAN TENKİS DAVASININ BEKLETİCİ SORUN YAPILMASI, ZAMANAŞIMI SÜRESİNİ KESMEZ VE DURDURMAZ.

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/2391
Karar No      : 2025/2608

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                                 : 21.12.2023
SAYISI                                 : 2013/346 E., 2023/515 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde gelen birleşen davalarda davacı Abdulbaki U. vekili Avukat M.G. ile asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili Avukat İ.K.'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkillerinin muris Halit U.'un mirasçıları olduğunu, murisin noterde vasiyetname düzenlediğini, buna göre kagir petrol binasının tamamını ve şirket hisselerinin mirasçılardan müvekkillerinin kardeşi Bahri U.'a vasiyet edildiğini, murisin vasiyetnameden noterde rücu ettiğini, lehine vasiyetname düzenlenen Bahri U.'un vasiyetnameden rücu işleminin iptali için Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/106 E. sayılı dosyasında dava açtığını, Mahkemece 28.06.2007 tarihinde verilen 2007/393 K. sayılı kararla, vasiyetnameden rücu işleminin iptaline karar verildiğini, iptal kararının rücu işleminde tanıkların bulunmaması ve işlemin yasaların öngördüğü şartlara uygun düzenlenmemiş olması gerekçesine dayadığını, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 162. maddesine göre vasiyetnameden rücu işlemini hatalı ve eksik yapan noterin sorumlu olduğunu, müvekkillerinin zararlarının taşınmazın gerçek değeri ile tenkis edilen değer arasında kalan bedel olduğunu ileri sürerek, davalı noterin usul ve şekle aykırı yapmış olduğu vasiyetten rücu işleminin geçerli sayılmaması nedeni ile müvekkillerinin uğradığı zarar olan mirasen intikal etmesi gereken Erzincan Atatürk Mahallesi, Sivas Erzurum şosesi 56 pafta 79 ada 29 parselde kayıtlı bulunan kagir petrol binası olarak tarifi yapılan taşınmazın intikal etmesi gereken tarihteki bedeli ile tenkis edilen tutar arasındaki farktan ibaret olan zarardan şimdilik 10.000,00 TL'nin vasiyetname tarihinden itibaren işleyecek olan faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 1.000,000,00 TL'ye artırmıştır.

2. Birleşen 2010/326 E. sayılı davada davacı vekili; müvekkilinin muris Halit U.'un mirasçısı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 8.000,00 TL'nin intikal tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dosyanın Ankara Asliye 20. Hukuk Mahkemesinin 2008/197 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Bozmadan sonra açılan ve birleşen 2017/315 E. sayılı davada davacı vekili; birleşen 2010/326 E. sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ileri sürerek şimdilik 8.000,00 TL'nin davalardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebinin 408.000,00 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri; davacıların murisinin vasiyete konu ettiği gayrimenkulün üzerinde gayrimenkulün değerini aşar nitelikte ipotek ve haciz bulunduğunu, bu durumda davacıların vasiyetnameden rücunun geçerli sayılması halinde dahi söz konusu gayrimenkulün elde edilmesinden gelir elde edemeyeceklerini, resmi vasiyetnamesinin rücu işleminin iptali için açılan davada verilen kararın henüz kesinleşmediğini, dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığı nedeniyle, vasiyetnamenin iptal gerekçesinin noterde işlem yapılırken tanık dinlenilmemiş olması nedeniyle şekil eksikliği gerekçesine dayandığını, davanın görülmesinde dinlenen tanıkların iddia ve beyanları alınan taraflardan hiçbiri murisin iradesinin ifsad edildiği şeklinde bir iddiasının bulunmadığını savunarak, davaların reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 22.02.2012 tarihli kararıyla; asıl davada ıslah talebi de nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 230.194,09 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen 2010/326 E. sayılı dava dosyasında ise davanın kabulü ile 8.000,00 TL 'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Dairemizin 26.11.2012 tarihli ilamıyla; davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine kadar verildikten sonra zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle (davacı talebi ile bağlı kalınarak) davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamının belirlenmesi, davacılar tarafından lehine vasiyet edilene karşı vasiyetnamenin iptali ile birlikte muristen intikal eden 29 parseldeki mahfuz hisseleri karşılığı tenkis istemli dava sonucunun beklenilmesi, davalının zamanaşımı itirazı konusunda olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.

2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi nazara alınarak kısmen kabulüne, 337.762,88 TL tazminatın 5.000,00 TL'sine dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, birleşen 2010/326 E. sayılı davasının takipsizlik nedeni ile açılmamış sayılmasına, birleşen 2017/315 E. sayılı davası yönünden zamanaşımı süresi dolmadığından bu yöne ilişkin itirazın reddine, davanın kısmen kabulüne ile 337.762,88 TL tazminatın 8.000,00 TL'sinin dava, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili; vasiyetten rücu işleminin iptali davasının açılış tarihi 08.02.2007 olduğundan haksız fiilin bu tarih itibariyle öğrenildiğini, birleşen 2010/326 E. davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, daha sonra birleşen 2017/315 E. Sayılı davanın zamanaşımına uğradığı yönünde ki itirazlarının değerlendirilmediğini, asıl davada ıslah zamanaşımının dolduğunu, dosya kapsamında daha önce Yargıtay tarafından davacıların tazminat miktarına itiraz dahil olmak üzere tüm talepleri reddedildiğine göre, ilk kurulan hükmün müvekkili açısından müktesep hak doğurduğunu, yasal miras paylarının mahsup edilmesi gerektiğini, davacıların tenkisle ilgili davadan feragat ettiklerini, gayrimenkul üzerindeki hacizler düşüldükten sonra tazminatın hesap edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, noterin sorumluluğuna dayanan tazminat istemine ilişkindir.

1. Asıl dava dosyasının incelenmesinde;

Davacıların murisi tarafından noterde yapılan 10.06.2003 tarihli vasiyetname ile dava konusu petrol binasına ilişkin gayrimenkulün ve petrol şirketinin kardeşleri Bahri'ye devrinin yapılmasının talep edildiği, 11.09.2003 tarihli işlemle noterde vasiyetten rücu edildiği, dava dışı kardeş Bahri'nin açtığı vasiyetten rücu işleminin iptali davasında Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/106 E., 2007/393 K. sayılı kararıyla; işlemi yapan noterin hatalı ve kusurlu eylemi nedeniyle, davanın kabulüne karar verilerek vasiyetten rücu işlemi iptal edilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

Buna göre; asıl davada davacılar, noter ve katibinin sorumlu olduğu gerekçesiyle, vasiyetten rücu işleminin geçerli sayılmaması nedeni ile uğranılan zarar olan mirasen intikal etmesi gereken Erzincan Atatürk Mahallesi, Sivas Erzurum şosesi 56 pafta 79 ada 29 parselde kayıtlı bulunan kagir petrol binası olarak tarifi yapılan taşınmazın intikal etmesi gereken tarihteki bedeli ile tenkis edilen miras payı tutarı arasındaki farkın müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmişlerdir.

Birleşen 2010/326 E. sayılı dava dosyası da, diğer mirasçı Abdulbaki tarafından aynı gerekçelerle açılmıştır.

Mahkemenin 22.02.2012 tarihli ilamıyla; asıl davada ıslah talebi de nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 230.194,09 TL 'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen 2010/326 E. sayılı davanın kabulü ile 8.000,00 TL 'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiş olup; Dairemizin 26.11.2012 tarihli ilamıyla; davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazları reddedildikten sonra zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle (davacı talebi ile bağlı kalınarak) davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamının belirlenmesi, davacılar tarafından lehine vasiyet edilene karşı vasiyetnamenin iptali ile birlikte muristen intikal eden 29 parseldeki mahfuz hisseleri karşılığı tenkis istemli davanın sonucunun beklenilmesini, birleşen davada davalının zamanaşımı itirazı konusunda bir karar verilmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası, birleşen 2010/326 E. sayılı dava dosyasında açılan davanın takip edilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, akabinde yeniden 11.07.2017 tarihinde birleşen 2017/315 E. sayılı dava dosyasında aynı gerekçelerle dava açılmış, sonrasında asıl dava dosyası ile birleştirilmiştir.

1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinde "Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar." şeklinde düzenlenmiştir.

Mahkemece verilen 22.02.2012 tarihli ilk kararıyla; asıl davada ıslah talebi de nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 230.194,09 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacılara eşit hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiş, taraflar vekilleri tarafından karara karşı temyiz isteminde bulunulmuştur. Dairemizin 26.11.2012 tarihli ilamıyla, zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle (davacı talebi ile bağlı kalınarak) davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamının belirlenmesi ve diğer hususlar bozma nedeni yapılarak kararın bozulmasına, davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmişse de; davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde temyiz nedeni olarak sadece zararın kapsamı bakımından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin talep edildiği anlaşılmakla, her ne kadar davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmişse de, sehven bu şekilde yazılarak maddi hata yapıldığı anlaşılmıştır.

Dolayısıyla bozma sonrası Mahkemece verilen kararda, asıl davanın kısmen kabulüne 337.762,88 TL tazminatın 5.000,00 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine karar verilmiş olması, yukarıdaki açıklamalar ışığında usuli müktesep hakkın ihlali anlamına gelmeyecektir.

Yargıtay Dairesince bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).

Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ise incelenemeyeceği, maddi hata sebebiyle Mahkemece zararın kapsamına ilişkin olarak verilen kararın, davalılar açısından usuli müktesep hak teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

2. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların birleşen 2017/315 E. sayılı davaya yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.

3. Dava konusu maddi zarara ilişkin olarak, vasiyetten rücu işleminin iptali davasında Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/106 E., 2007/393 K. sayılı kararıyla; işlemi yapan noterin hatalı ve kusurlu eylemi neticesinde davanın kabulüne karar verilerek vasiyetten rücu işlemi iptal edilmiş, Mahkemece kararın kesinleştiği bildirilmiştir.

Buna göre işbu kararın kesinleştiği tarih itibariyle haksız fiilin öğrenileceği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin ise kesinleşme tarihi itibarıyla işlemeye başlayacağı şüphesizdir.

Mahkemece birleşen 2017/315 E. sayılı dosyası yönünden, "...Yargıtay bozma ilamına göre davacılar tarafından lehine vasiyet edilen Bahri U.'a karşı vasiyetnamenin iptali ile birlikte muristen intikal eden 29 parseldeki mahfuz hisseleri karşılığı tenkis istemli dava açıldığından tenkis davasının bilahare tefrik kararı verilmek sureti ile ayrı esasa kaydedildiği bu davanın sonucunda verilecek hükmün zararın kapsam ve tutarını etkileyeceğinden bu dava sonucunun beklenmesi istenildiğinden ve bu tenkis ile ilgili açılan ve tefrik kararı sonucu Erzincan 2. Asliye hukuk mahkemesinin 2008/64 E. sayısını alan dava sonucu beklenilmiş tenkis davasının iş bu asıl ve birleşen davalar yönünden sonuca etkili olması nedeni ile açılış tarihi olan 25.01.2008 tarih, karar tarihi yine karar verilme tarihi olan 18.06.2020 ve kararın kesinleşme tarihi olan 24.02.2021 tarihi itibari ile zaman aşımının kesilmesi söz konusu olduğundan birleşen dava ve bilahare ıslah talep tarihi itibari ile de zaman aşımının dolmadığı gerekçesi ile itirazların reddine" karar verilmiştir. Ancak tenkis davasının bekletici mesele yapılması, zamanaşımı süresini kesmeyecek ve durdurmayacağından Mahkemece bu yöndeki değerlendirme hatalıdır.

Hal böyle olunca, Mahkemece; vasiyetten rücu işleminin iptali davasının kesinleşme tarihi belirlenerek, kesinleşme tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı ve davacı tarafından yapılan ıslah tarihi de dikkate alınmak suretiyle, yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Davalılar vekili tarafından temyiz olunan asıl davada verilen kararın ONANMASINA,

2. Davalılar vekillerinin birleşen 2017/315 E. sayılı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine,

3. Davalılar vekili tarafından temyiz olunan birleşen 2017/315 E. sayılı davada verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. Maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalılar yararına BOZULMASINA,

28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,

1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan V.         Üye                             Üye                        Üye                   Üye 
Filiz Pınarcı       Adviye Füsun Ayaz     Dr. Adem Aslan      Hikmet Kanık     İsmail Ulukul

BİLGİ : "Murisin vasiyetnameden rücu ettiğini öğrendiğine dair beyanla zamanaşımı süresi işlemeye başlamışsa da mülkiyetin tespitine ilişkin davanın açılmasıyla kesilmiştir" şeklindeki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29 Şubat 2024 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/murisin-vasiyetnameden-rucu-ettigini-ogrendigine-dair-beyanla-zamanasimi-suresi-islemeye-baslamissa-da-mulkiyetin-tespitine-iliskin-davanin-acilmasiyla-kesilmistir