TARAFLAR ARASINDAKİ MUVAZAA İDDİASI ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE KARŞI İLERİ SÜRÜLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/588
KARAR NO : 2025/1541
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 04.12.2024
NUMARASI : 2024/2272 E., 2024/2417 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; dava dışı kooperatifin 709 no'lu üyeliğini davalıdan noter aracılığı ile satın aldığını, ancak yaptığı başvuru sonucunda dava dışı kooperatifin 709 no'lu üyeliğinin bulunmadığının tespit edildiğini, hisse devri için ödediği bedelin iade edilmediğini, davalı hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, noter senedinde hisse bedelinin 2.500,00 TL gösterilmesine rağmen gerçek bedelin 95.000,00TL olduğunu, kısmi olarak açılan davada yapılan ödeme miktarının 95.000,00 TL olduğunun ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ödenmesi gereken miktarın 414.625,44 TL olarak tespit edildiğini, kısmi davanın ıslah edilmeksizin kabulüne karar verildiğini, kısmi olarak açılan davadaki tespite ilişkin kısımların kesin hüküm niteliğinde olacağını belirterek 403.714,41 TL bedelin 15.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi olarak açıldığı belirtilen davanın belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğunu, belirsiz alacak davası sonrasında ek dava açılamayacağını, kısmi olarak açıldığı belirtilen dava nedeniyle derdestlik bulunduğunu, resmi senette satış bedelinin 2.500,00 TL olarak gösterildiğini, 95.000,00 TL olduğuna ilişkin herhangi bir belge veya bilgi sunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda bilgileri yazılı kararı ile denkleştirici adalet ilkesinin haklı bir sebep olmaksızın mal varlığını artıranın elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda olduğu düşüncesine dayalı olduğu, kısmi olarak açılan davada davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, davanın saklı tutulan fazlaya ilişkin haklara ilişkin olarak açıldığı, kısmi olarak açılan davada alınan bilirkişi raporu ile davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca kısmi olarak açılan dava kapsamında netleşip kesinleşen bakiye miktara hükmedilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki hisse devrinin noterde yapıldığı ve resmi senette bedelin 2.500,00 TL olarak belirtildiği, bu hâli ile davacının kendi muvazaasına dayanamayacağı ve lehine sonuç çıkaramayacağı, senedin aksinin kesin delille ispatının gerektiği, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymasının zorunlu olduğu, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında olmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; noter senedinde bedelin 2.500,00 TL olarak gösterilmesine rağmen gerçek bedelin 95.000,00 TL olduğunu, kısmi olarak açılan davada bu hususun tespit edildiğini, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı davada mahkemece gerçek bedelin tespitinin gerektiğini, resmi senede konu kooperatif hissesinin bulunmaması ve Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi dikkate alındığında konusu imkansız olan resmi işlemin kesin hükümsüz olduğunu, hissenin gerçekte bulunmamasından dolayı dairenin rayiç bedelinin talep edilemeyeceğini, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bedelin iadesinin ve noter senedinden ayrı değerlendirilmesinin gerektiğini, istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasının da hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, gerçekte olmayan kooperatif hissesinin satışı sonucunda ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak iadesi istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince, bir sözleşmenin türü ile içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Muvazaalı işlem olarak da belirtilen bu durum, mutlak muvazaa ve nispi muvazaa olarak kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Mutlak muvazaada taraflar, gerçekte o işlemi yapmak istemedikleri halde, üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla görünürde bir işlem yapılması söz konusudur. Nispi muvazaada ise iki işlem söz konusudur. Birincisi tarafların gerçek iradelerini yansıtan işlem, ikincisi ise üçüncü kişilere karşı yapılan işlemdir. Tarafların gerçek iradeleri görünürdeki işlem ile gizlenmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince, gerçek iradelerin ispatlanması halinde, gerçek ve ortak iradelerin esas alınması gerekir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi taraf muvazaasına dayanmış ise de, taraflar arasındaki muvazaa iddiası üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle hukuki nitelendirme doğru değildir. Önceki kesinleşen kararda delil olarak ele alınan ceza dosyasındaki maddi vakıaya göre 95.000,00 TL ödendiği ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu sabit olduğundan, önceki kararda hükmedilen miktar düşülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Birol Soner Ahmet Tuncay Bahri Aydoğan Hasan Kaya Zeki Gözütok
TARAFLAR ARASINDAKİ MUVAZAA İDDİASI ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE KARŞI İLERİ SÜRÜLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/588
KARAR NO : 2025/1541
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 04.12.2024
NUMARASI : 2024/2272 E., 2024/2417 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; dava dışı kooperatifin 709 no'lu üyeliğini davalıdan noter aracılığı ile satın aldığını, ancak yaptığı başvuru sonucunda dava dışı kooperatifin 709 no'lu üyeliğinin bulunmadığının tespit edildiğini, hisse devri için ödediği bedelin iade edilmediğini, davalı hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, noter senedinde hisse bedelinin 2.500,00 TL gösterilmesine rağmen gerçek bedelin 95.000,00TL olduğunu, kısmi olarak açılan davada yapılan ödeme miktarının 95.000,00 TL olduğunun ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ödenmesi gereken miktarın 414.625,44 TL olarak tespit edildiğini, kısmi davanın ıslah edilmeksizin kabulüne karar verildiğini, kısmi olarak açılan davadaki tespite ilişkin kısımların kesin hüküm niteliğinde olacağını belirterek 403.714,41 TL bedelin 15.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi olarak açıldığı belirtilen davanın belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğunu, belirsiz alacak davası sonrasında ek dava açılamayacağını, kısmi olarak açıldığı belirtilen dava nedeniyle derdestlik bulunduğunu, resmi senette satış bedelinin 2.500,00 TL olarak gösterildiğini, 95.000,00 TL olduğuna ilişkin herhangi bir belge veya bilgi sunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda bilgileri yazılı kararı ile denkleştirici adalet ilkesinin haklı bir sebep olmaksızın mal varlığını artıranın elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda olduğu düşüncesine dayalı olduğu, kısmi olarak açılan davada davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, davanın saklı tutulan fazlaya ilişkin haklara ilişkin olarak açıldığı, kısmi olarak açılan davada alınan bilirkişi raporu ile davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca kısmi olarak açılan dava kapsamında netleşip kesinleşen bakiye miktara hükmedilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki hisse devrinin noterde yapıldığı ve resmi senette bedelin 2.500,00 TL olarak belirtildiği, bu hâli ile davacının kendi muvazaasına dayanamayacağı ve lehine sonuç çıkaramayacağı, senedin aksinin kesin delille ispatının gerektiği, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymasının zorunlu olduğu, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında olmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; noter senedinde bedelin 2.500,00 TL olarak gösterilmesine rağmen gerçek bedelin 95.000,00 TL olduğunu, kısmi olarak açılan davada bu hususun tespit edildiğini, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı davada mahkemece gerçek bedelin tespitinin gerektiğini, resmi senede konu kooperatif hissesinin bulunmaması ve Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi dikkate alındığında konusu imkansız olan resmi işlemin kesin hükümsüz olduğunu, hissenin gerçekte bulunmamasından dolayı dairenin rayiç bedelinin talep edilemeyeceğini, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bedelin iadesinin ve noter senedinden ayrı değerlendirilmesinin gerektiğini, istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasının da hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, gerçekte olmayan kooperatif hissesinin satışı sonucunda ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak iadesi istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince, bir sözleşmenin türü ile içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Muvazaalı işlem olarak da belirtilen bu durum, mutlak muvazaa ve nispi muvazaa olarak kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Mutlak muvazaada taraflar, gerçekte o işlemi yapmak istemedikleri halde, üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla görünürde bir işlem yapılması söz konusudur. Nispi muvazaada ise iki işlem söz konusudur. Birincisi tarafların gerçek iradelerini yansıtan işlem, ikincisi ise üçüncü kişilere karşı yapılan işlemdir. Tarafların gerçek iradeleri görünürdeki işlem ile gizlenmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince, gerçek iradelerin ispatlanması halinde, gerçek ve ortak iradelerin esas alınması gerekir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi taraf muvazaasına dayanmış ise de, taraflar arasındaki muvazaa iddiası üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle hukuki nitelendirme doğru değildir. Önceki kesinleşen kararda delil olarak ele alınan ceza dosyasındaki maddi vakıaya göre 95.000,00 TL ödendiği ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu sabit olduğundan, önceki kararda hükmedilen miktar düşülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Birol Soner Ahmet Tuncay Bahri Aydoğan Hasan Kaya Zeki Gözütok

