KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

ÖNCE AÇILAN BOŞANMA VE ZİYNET ALACAĞI DAVALARINDAN KARŞILIKLI OLARAK FERAGAT EDİLMİŞSE DE, ZİYNETLERDEN AÇIKÇA, KAYITSIZ VE ŞARTSIZ FERAGAT EDİLMEDİĞİNDEN ZİYNETLER İÇİN DAVA AÇILABİLİR

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/503
Karar No      : 2025/6765

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI                                 : 2023/1438 E., 2023/2501 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, hükmedilen nafaka ve manevî tazminatın miktarı, reddedilen ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı -davalı kadın vekilinin "kusur belirlemesi ile hükmedilen nafaka ve manevî tazminatın miktarına" yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacı -davalı kadın vekilinin "reddedilen ziynet alacağı davasına" yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Davacı-davalı kadın vekili tarafından boşanma ve ziynet alacağı talepli dava açılmış olup davalı-davacı erkek tarafından ise birleşen boşanma talepli dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince erkeğin ağır kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin birleşen boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’ilerine, kadının ziynet alacağı davası yönünden ise kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı-davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince boşanma davasında kusur belirlemesi ve fer’ilere yönelik başvurunun kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesisine, ziynet alacağı davasına yönelik istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı-davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, taraflarca daha önce açılan boşanma ve ziynet alacağına yönelik davalardan karşılıklı olarak feragat ettikleri, kadının ziynet alacağından da feragat ettiği, feragat nedeniyle kesin hüküm oluştuğu gerekçesiyle eldeki dosyada ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de bu karara yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de; taraflar arasında daha önce görülen davada, kadının ziynet eşyalarından açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiğine dair bir beyanı bulunmadığı gibi o dosyada Mahkemece ziynet alacağının esası hakkında verilmiş bir karar da bulunmamaktadır. Dolayısıyla ziynet alacağı yönünden kadın aleyhine verilmiş bir karar yoktur. O halde, tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınıp tüm deliller toplanarak kadının ziynet alacağı davasının esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle usulden ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı -davalı kadın vekilinin "kusur belirlemesi ile hükmedilen nafaka ve manevî tazminatın miktarına" yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönlerden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

2. Davacı -davalı kadın vekilinin "reddedilen ziynet alacağı davasına" yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun -ziynet alacağı davası yönünden- esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

b. İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden kadın yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan                 Üye                  Üye                  Üye                  Üye
M. Kasım Çetin     Çetin Durak      Sevil Kartal       Harun Can      Hatıran Alper

İÇTİHAT YORUMU : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01 Temmuz 2025 tarihli kararına katılmak mümkün değildir. Daha önce taraflar arasında görülen boşanma ve ziynet alacağına yönelik davalardan karşılıklı olarak feragat edildiği için daha sonra açılan ziynet alacağı davasının, ilk derece mahkemesi tarafından, feragat nedeniyle reddedilmesi hukukî anlamda yerindedir. Ayrıca, herhangi bir davaya ilişkin feragat dilekçesi verilirken ayrıca dava konusundan da feragat edildiğini aramanın hukukî bir gerekçesi olamaz. Kaldı ki, kısmen feragat durumunda, HMK m. 309/3 hükmü gereği, “kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.”. Somut olayda ise kısmen feragat durumu söz konusu olmamakla birlikte açılan davalardan feragat edilmiştir. Başka bir ifadeyle, “tamamen feragat” edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “silahların eşitliği” ilkesine zarar verecek derecede davacı lehine yorum yapmıştır.

Kanımızca, davanın görüldüğü mahkemenin ve dava dosyasının numarasının doğru olarak belirtilmesi neticesinde mahkemeye sunulan feragat beyanının, feragatin hukukî sonuçlarını taşıdığından tereddüt etmemek gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01 Temmuz 2025 tarihli uygulamasının yerleşik bir hâl alması durumunda ise terditli taleplerde asli ve fer’i talep için de ayrı ayrı feragat beyanının alınması gerekecektir. (Davacı sadece asıl talebinden vazgeçtiğini açıkça beyan etmeksizin genel bir ifadeyle davadan feragat ettiğini beyan ederse, bu beyan, hem asıl hem de ferî talep için vazgeçme şeklinde yorumlanabilirse de, böyle bir ihtimalde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıdan açıklama yapmasının uygun olacağı yönündeki görüş için bkz. AKYOL ASLAN, Medenî Usul Hukukunda Davadan Feragat, Ankara, 2010, s. 208). Veyahut davaların yığılması durumunda da (objektif dava birleşmesi durumunda da) her bir talep için de ayrı ayrı feragat beyanının alınması gerekecektir. (Davacının, aynı anda bütün taleplerden feragat ettiğini açıklamasına da herhangi bir engel bulunmadığı, sonuç olarak davacının, objektif dava birleşmesinde, birlikte açmış olduğu davaların birinden (veya birkaçından) tamamen veya kısmen feragat edebileceği, bu feragatin, davacının birlikte açtığı diğer (feragat etmediği) davayı (veya davaları) etkilemeyeceği ve feragat edilmeyen davaya (veya davalara) devam edilebileceği yönündeki görüş için bkz. AKYOL ASLAN, s. 213).

Başka bir ifadeyle, doğru mahkemeye ve doğru dosya numarasına sunulan feragat dilekçesine rağmen kesin hüküm etkisi görmezden gelinerek dava açılabilecektir. Her ihtimale karşılık davacı, terditli veya davaların yığılmasının söz konusu olduğu davasında, taleplerinden birisi hakkında feragat etme istiyorsa zaten bunu feragat dilekçesinde belirtecektir. Kaldı ki, somut olay özelinde böyle bir durum bile söz konusu değildir. Ayrıca, daha önce açılmış davaya ilişkin olarak irade bozukluğu hâllerine dayalı olarak HMK m. 311/1 hükmü kapsamında feragatin iptali bile talep edilmemişken, davacı lehine avantaj sağlanması “silahların eşitliği” ilkesine tamamen aykırıdır.

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun “Biz açtığımız davadan feragat ediyoruz şeklindeki beyan açık ve sarih bir feragat olup alacaktan feragatten başka bir anlam içerdiği kabul edilemez” şeklinde kararı da mevcuttur.

“Biz açtığımız davadan feragat ediyoruz şeklindeki beyan açık ve sarih bir feragat olup alacaktan feragatten başka bir anlam içerdiği kabul edilemez” şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Aralık 2022 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/biz-actigimiz-davadan-feragat-ediyoruz-seklindeki-beyan-acik-ve-sarih-bir-feragat-olup-alacaktan-feragatten-baska-bir-anlam-icerdigi-kabul-edilemez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz incelemesi yapılma durumu olan dosyalar için davalıların hak kaybına uğramaması adına, taraflar arasındaki görülen dava dosyalarındaki her bir talep konusu için feragat beyanının ayrı ayrı alınmasının zorunlu olduğu kanısındayız.