İŞ MERKEZİ BİNA GÖREVLİSİ, KOMŞU OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİNDEN YAPILAN TEBLİGATLARIN USÛLSÜZ OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/3197
KARAR NO : 2025/4761
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 28/03/2025
NUMARASI : 2025/386 - 2025/580
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Alişen Kaynar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayet eden 3. kişi şirketin, icra mahkemesine vermiş olduğu dilekçe ile kendisine gönderilen İİK. 89/1, 2, 3 haciz ihbarnamelerine ilişkin tebligatların usulsüz olduğunun tespiti ile İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin öğrenildiği tarihin 11.07.2023 olarak düzeltilmesini talep ettiği, İcra Mahkemesince davacı 3.şahsa gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğinin tespiti ile 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin 11.07.2023 olarak düzeltilmesine karar verildiği, davalı alacaklının kararı istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince üçüncü haciz ihbarnamesine ilişkin yapılan tebligat usule uygun olduğundan mahkemece üçüncü haciz ihbarnamesinin usulsüz tebliğine ilişkin şikayetin esastan reddine, usule uygun olan bu tebligatın tarihine göre de birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine yönelik usulsüz tebliğ şikayetinin ise süreden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle İcra Mahkemesi kararını kaldırarak belirtilen şekilde karar verdiği, bu kararın şikayet eden 3. kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliği'nin 21. maddesinde de, tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2023 tarih ve 2023/294 E.-2023/749 K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır. Hâl böyle olunca, 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelik’te öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı açıklama mücerret olup, belgelendirilmiş sayılmaz.
Somut olayda, şikayet eden şirkete gönderilen İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin tebliğ mazbatasında "... muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu Adil Ö.'nin imzalı beyanından öğrenildiği, evrakın mahalle muhtarına teslim edildiği, haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı, en yakın komşusu Adil Ö.'ye haber verildi," şerhi ile tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasında muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu Adil Ö.'nin imzalı beyanından öğrenildiği ve en yakın komşusu olarak yine aynı kişiye haber verildiği şerhi olmasına rağmen Adil Ö.'nin tebliğ mazbatasında imzasının bulunmadığı, imzadan imtina etti ise bu hususun da mazbataya yazılmadığı, İİK 89/2 haciz ihbarnamesine ilişkin tebliğ mazbatasında da aynı şerhlerin imzasız beyanından anlaşıldığının şerh düşüldüğü, ancak imzasının alındığı, sonra imzasının iptal edildiği, İİK 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ mazbatasında da yine muhatabın çarşıda olduğu şerhi ile evrakın muhtara bırakılarak, en yakın komşu olarak Adil Ö.'ye haber verildiği şerhi ile tebliğ edildiği, bu mazbatada da haber bırakılan kişinin imzası olmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de yazılmadığı, her ne kadar şirketin kapalı olması durumunda muhatabın adreste bulunmama nedeninin araştırılması gerekmemekte ise de, komşuya haber verme yükümlülüğünün devam ettiği, Dairemiz uygulamalarında Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı belirtilmiş olmakla beraber bunun haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, tebligatın sıhhatinin değerlendirilmesi yönünden ise, haber verilen kişinin isminin ve sıfatının usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, buna göre anılı tebligatta haber verilen kişinin ismi en yakın komşu olarak yazılmış ise de bu kişinin fazlaca bağımsız bölümün olduğu iş hanının bina görevlisi olduğunun anlaşıldığı, iş merkezi bina görevlisinin ise komşu olarak değerlendirilemeyeceği, tebligatların bu hali ile usulsüz olduğu, dolayısı ile Bölge Adliye Mahkemesince istinafın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, belirtilen şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2025 tarih ve 2025/386 Esas -2025/580 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A. TUNCAL M. ÇAMUR Dr. Ş. KELEŞ M. T. UYAR Y. ÇİFTCİ
İŞ MERKEZİ BİNA GÖREVLİSİ, KOMŞU OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİNDEN YAPILAN TEBLİGATLARIN USÛLSÜZ OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2025/3197
KARAR NO : 2025/4761
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 28/03/2025
NUMARASI : 2025/386 - 2025/580
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Alişen Kaynar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayet eden 3. kişi şirketin, icra mahkemesine vermiş olduğu dilekçe ile kendisine gönderilen İİK. 89/1, 2, 3 haciz ihbarnamelerine ilişkin tebligatların usulsüz olduğunun tespiti ile İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin öğrenildiği tarihin 11.07.2023 olarak düzeltilmesini talep ettiği, İcra Mahkemesince davacı 3.şahsa gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğinin tespiti ile 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin 11.07.2023 olarak düzeltilmesine karar verildiği, davalı alacaklının kararı istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince üçüncü haciz ihbarnamesine ilişkin yapılan tebligat usule uygun olduğundan mahkemece üçüncü haciz ihbarnamesinin usulsüz tebliğine ilişkin şikayetin esastan reddine, usule uygun olan bu tebligatın tarihine göre de birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine yönelik usulsüz tebliğ şikayetinin ise süreden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle İcra Mahkemesi kararını kaldırarak belirtilen şekilde karar verdiği, bu kararın şikayet eden 3. kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliği'nin 21. maddesinde de, tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2023 tarih ve 2023/294 E.-2023/749 K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır. Hâl böyle olunca, 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelik’te öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı açıklama mücerret olup, belgelendirilmiş sayılmaz.
Somut olayda, şikayet eden şirkete gönderilen İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin tebliğ mazbatasında "... muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu Adil Ö.'nin imzalı beyanından öğrenildiği, evrakın mahalle muhtarına teslim edildiği, haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı, en yakın komşusu Adil Ö.'ye haber verildi," şerhi ile tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasında muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu Adil Ö.'nin imzalı beyanından öğrenildiği ve en yakın komşusu olarak yine aynı kişiye haber verildiği şerhi olmasına rağmen Adil Ö.'nin tebliğ mazbatasında imzasının bulunmadığı, imzadan imtina etti ise bu hususun da mazbataya yazılmadığı, İİK 89/2 haciz ihbarnamesine ilişkin tebliğ mazbatasında da aynı şerhlerin imzasız beyanından anlaşıldığının şerh düşüldüğü, ancak imzasının alındığı, sonra imzasının iptal edildiği, İİK 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ mazbatasında da yine muhatabın çarşıda olduğu şerhi ile evrakın muhtara bırakılarak, en yakın komşu olarak Adil Ö.'ye haber verildiği şerhi ile tebliğ edildiği, bu mazbatada da haber bırakılan kişinin imzası olmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de yazılmadığı, her ne kadar şirketin kapalı olması durumunda muhatabın adreste bulunmama nedeninin araştırılması gerekmemekte ise de, komşuya haber verme yükümlülüğünün devam ettiği, Dairemiz uygulamalarında Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı belirtilmiş olmakla beraber bunun haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, tebligatın sıhhatinin değerlendirilmesi yönünden ise, haber verilen kişinin isminin ve sıfatının usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, buna göre anılı tebligatta haber verilen kişinin ismi en yakın komşu olarak yazılmış ise de bu kişinin fazlaca bağımsız bölümün olduğu iş hanının bina görevlisi olduğunun anlaşıldığı, iş merkezi bina görevlisinin ise komşu olarak değerlendirilemeyeceği, tebligatların bu hali ile usulsüz olduğu, dolayısı ile Bölge Adliye Mahkemesince istinafın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, belirtilen şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2025 tarih ve 2025/386 Esas -2025/580 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
A. TUNCAL M. ÇAMUR Dr. Ş. KELEŞ M. T. UYAR Y. ÇİFTCİ

