DAVANIN AÇILMASI İLE DOĞMUŞ OLAN DERDESTLİK DURUMU, AÇILMAMIŞ SAYILMASI KARARININ KESİNLEŞMESİ İLE SON BULUR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/1-818
Karar No : 2025/176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ : 05.06.2024
SAYISI : 2022/6 E., 2024/2 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 1. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında tereke temsilcisi olarak yer aldığını, Mahkemenin 04.11.2020 tarihli ve 2014/56 Esas ve 2020/282 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, oysaki 28.05.2014 tarihli duruşmada davada dayanılan belge altındaki imzanın davalıya ait olduğu hususunun bizzat davalı tarafından kabul edilmesine karşın ihbar olunan mahkeme hâkimleri tarafından davanın yıllarca sürüncemede bırakıldığını, çok sayıda bilirkişi raporu alınarak nihayetinde inançlı işlemin belgesi olarak sunulan sözleşme altındaki imzanın davalının eli ürünü olmadığı ve iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hâkimlerin raporlarda yer almayan tespitleri varmış gibi göstererek hüküm kurduklarını, kasten, bilinçli ve keyfi davranarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 46/(a), (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentlerine aykırı davrandıklarını, menfaat temin ettiklerinin açık olduğunu, hukuka aykırı karar nedeniyle maddi anlamda zarar gördüğü gibi yazdığı bir kısım dilekçeler nedeniyle hakkında ceza davası açıldığını ve cezaevine girdiğini, ruhsal bütünlüğünün her anlamda bozulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı içinde açılmadığını, somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, olayda sorumluluğa dayanak yapılan olgu nedeniyle bir zararın doğmadığı gibi HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk şartlarının oluşmadığını, bu nedenle dayanağı ve gerekçesi olmayan davanın reddi ile HMK’nın 49. maddesi gereğince davacının disiplin para cezasına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Özel Daire Kararı
6. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.06.2024 tarihli ve 2022/6 Esas, 2024/2 Karar sayılı kararı ile;
“… Dava, Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2014/56 esas sayılı tapu iptali-tescil davasında, Mahkeme hâkiminin yargısal faaliyeti nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Usulüne uygun tebligata rağmen davacı tarafın 23.01.2024 günlü duruşmaya gelmediği, hazır bulunan davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceklerini bildirdiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu′nun (HMK) 150/1 inci maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere HMK'nın 150/5 inci maddesinde; ″İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.″ hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, dosyanın işlemden kaldırıldığı 23.01.2024 tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmesi için taraflarca müracaat edilmiş değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen yasal düzenleme uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM:
Açıklanan sebeple;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu′nun 150/5 inci maddesi uyarınca 24.04.2024 tarihi itibariyle DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
Alınması gereken 427,60 TL karar harcının mahsubu ile artan 2.987,90 TL harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT′nin 7/1 inci maddesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, varsa artan avansın iadesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Özel Daire kararı davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
9. Diğer yandan davanın açılmamış sayılmasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı HMK’nın 150. maddesi; “(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır” hükmünü taşımaktadır.
10. Bu hüküm uyarınca usulüne uygun biçimde çağrıldıkları hâlde, davanın taraflarından hiçbiri duruşmaya gelmezse veya yalnız bir taraf gelip de takip etmeyeceğini bildirirse, mahkemece dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
11. Dosyanın işlemden kaldırılması hâlinde, üç ay içerisinde yenilenmeyen davalar sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava en çok iki defa takipsiz bırakılabilir. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır [(HMK md. 150/5-6), Budak, Ali Cem/ Karaaslan Varol, Medenî Usul Hukuku, 5. bası, İstanbul 2021, s. 244].
12. Davanın açılmamış sayılması kararı ile açılmasıyla meydana gelen sonuçlar ortadan kalkar. Davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur.
13. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her ne kadar eldeki dava açıldıktan sonra Tavas Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.06.2023 tarihli ve 2023/249 Esas, 2023/493 Karar sayılı kararı ile hükümlülük nedeniyle davacıya vasi tayin edilmiş ise de dosyaya davacı tarafından sunulan 10.10.2023 havale tarihli dilekçe ile vasi tayinine esas mahkûmiyet kararı nedeniyle Denizli 1. İnfaz Hâkimliğinin 28.07.2023 tarihli ve 2023/6868 sayılı kararı ile davacı hakkında 08.08.2023 tarihi itibariyle denetimli serbestlik kararı verildiği, davacının bu sebeple vesayet kararının kendiliğinden geçersiz hâle geldiğini belirterek davayı bizzat takip edeceğini bildirdiği, bahsi geçen denetimli serbestlik kararının dosya arasında olduğu gibi Özel Dairece 23.01.2024 günü yapılmasına karar verilen duruşma gün ve saatinin davacıya 19.10.2023 tarihinde bizzat ev adresinde tebliğ edildiği ve tebligat mazbatasının davacı tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Buna karşın davacı duruşmaya katılmadığı gibi geçerli bir mazeret de bildirmemiştir. Duruşmaya katılan davalı Hazine vekilinin davayı takip etmeyeceğini bildirmesi nedeniyle de HMK’nın 150/1. maddesi gereğince dosya işlemden kaldırılmıştır. Dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmemesi üzerine 05.06.2024 tarihli karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
14. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
İÇTİHAT YORUMU : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “davanın açılmamış sayılmasına ilişkin şartların gerçekleştiği tarihte derdestlik kendiliğinden son bulur” görüşündeydi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu yöndeki 16 Kasım 2021 tarihli kararı için bkz.
Her ne kadar, 26 Mart 2025 tarihi öncesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Şubat 2022 tarihli kararı var ise de, bu karar 9’a karşı 10 oyla alındığı için içtihat değişikliği sayılmayabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Şubat 2022 tarihli kararı için bkz.
https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/derdestlik-dava-sarti-sonradan-tamamlanabilir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26 Mart 2025 tarihli oy birliği ile aldığı karar ile “davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur” görüşünü perçinlemiştir.
Görüldüğü üzere, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26 Mart 2025 tarihli kararı ile daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan “davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur” görüşünü benimsemiştir.
Bu konu hakkındaki çalışma için bkz. SİMİL, Cemil, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Kararları Çerçevesinde Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılması Hâlinde Derdestliğin Sona Ermesinin Değerlendirilmesi, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 24, S: 2, Y: 2025, s. 359-373.
Her ne kadar, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun m. 16/2-b.5 hükmü gereği, Hukuk Genel Kurulunun benzer olaylarda birbirine aykırı biçimde verdiği kararları arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını gidermek ve içtihatları birleştirmek, Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun görevi ise de, günümüz koşullarında Yargıtay’ın iş yükü nedeni ile ilgili hüküm uygulanamaz duruma gelmiştir. İsviçre Federal Mahkemesi ve Almanya Federal Mahkemesi, önceki görüşünden dönerek içtihat değişikliğine gittiğinde hukukî güvenlik ve istikrar ilkeleri gereği, internet sitelerinde bu değişikliği basın bülteni şeklinde ivedilikle paylaşmaktadır.
Örnek olarak, Almanya Federal Mahkemesi'nin 14 Kasım 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu yine aynı tarihli 14 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
Yine örnek olarak, İsviçre Federal Mahkemesi'nin 22 Ekim 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu 21 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
En azından olması gereken, Yargıtay’ın da, basın bülteninde içtihat değişikliklerini ivedilikle paylaşması gerektiği kanaatindeyiz.
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuya ilişkin görüşleri ise şu şekildedir:
“… 71. Dairelerin kararları arasındaki farklılık, birbirine benzer davalarda sağlık raporu delilinin değerlendirilmesinden ve bununla ilintili biçimde ispat yükünün yöneltilmesinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla, 2797 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ikinci fıkrasının (b) veya (c) bendi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesinin konuyu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulundan ziyade, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne getirmesi ve yeknesak bir uygulamanın sağlanması mümkün olabilirdi. Bununla birlikte, Yargıtay daireleri bu gibi durumlarda kendiliğinden içtihatlarını değiştirme yoluna gittiğinden, yasada belirtilen yolun teoride kaldığı ve etkili bir çözüm sunamadığı anlaşılmaktadır.” (B. No: 2013/6932, 06.01.2015, § 71)
Anayasa Mahkemesi’nin 06.01.2015 tarihli kararı için bkz.
“… 64. Yukarıda da değinildiği üzere bir hukuk sisteminde bölgesel veya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıklar oluşabilmesi doğaldır. Bu yargısal içtihat farklılıklarının hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerini zedelememesi için en önemli görev yüksek mahkemelere düşmektedir. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olan Yargıtay Dairesinin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez ise de somut olayda bu içtihattan sonraki kararlarında da aynı Dairenin eski içtihadını sürdürdüğü dikkate alınmalıdır. Diğer bir deyişle başvurucunun açtığı davada verilen karar Yargıtayın önceki içtihadına uygun olmadığı gibi bu karardan sonraki tarihlerde verilen içtihada da uygun değildir. Dolayısıyla içtihat farklılığının bizzat bu farklılıkları önlemekle görevli Yargıtay Dairesi kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
65. Diğer taraftan Yargıtay Dairesinin kararında önceki içtihattan farklı karar verilmekle niçin bu içtihattan ayrıldığına dair herhangi bir açıklamada bulunulmamış, buna dair bir gerekçe gösterilmemiştir.
66. Son olarak söz konusu içtihat farklılığını giderebilecek bir mekanizmanın işletilmemiş olmasına da dikkat çekilmelidir. Somut olayda başvurucunun karar düzeltme talebinde bulunduğu ancak bu talebin de Yargıtay Dairesi reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre önceki içtihattan farklı karar verilmesi durumunda karar düzeltme aşamasında bu hususun değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay Dairesi kendi içtihadı arasındaki farklılığı bu aşamada giderebileceği gibi önceki içtihattan ayrılma gerekçelerini de açıklayabileceği hâlde somut olayda bu imkânın da değerlendirilmediği görülmüştür.
67. Dolayısıyla somut olaya özgü olduğu anlaşılan içtihadın aynı uyuşmazlıklar yönünden yine aynı Daire ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmediği, en üst dereceli mahkeme sıfatıyla Yargıtay nezdinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın sağlanmadığı saptanmıştır. Bu durum ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşeceği gibi bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de sarsmaktadır.
68. Sonuç olarak somut olayda görülen davada Yargıtayın aynı dairesinin diğer içtihadıyla çelişecek şekilde karar verilmesi söz konusu olup makul bir gerekçe de ortaya konulmadan ve sonrasında istikrarlı bir şekilde uygulanmadan benzer nitelikteki uyuşmazlığın zıttı olacak şekilde davanın neticelenmesi hukuki belirsizliğe yol açmıştır. Başvurucu için öngörülemez nitelikte olan bu uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” (B. No: 2015/17453, 22.01.2019, § 64-69)
Anayasa Mahkemesi’nin 22.01.2019 tarihli kararı için bkz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
DAVANIN AÇILMASI İLE DOĞMUŞ OLAN DERDESTLİK DURUMU, AÇILMAMIŞ SAYILMASI KARARININ KESİNLEŞMESİ İLE SON BULUR.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No : 2024/1-818
Karar No : 2025/176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ : 05.06.2024
SAYISI : 2022/6 E., 2024/2 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 1. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında tereke temsilcisi olarak yer aldığını, Mahkemenin 04.11.2020 tarihli ve 2014/56 Esas ve 2020/282 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, oysaki 28.05.2014 tarihli duruşmada davada dayanılan belge altındaki imzanın davalıya ait olduğu hususunun bizzat davalı tarafından kabul edilmesine karşın ihbar olunan mahkeme hâkimleri tarafından davanın yıllarca sürüncemede bırakıldığını, çok sayıda bilirkişi raporu alınarak nihayetinde inançlı işlemin belgesi olarak sunulan sözleşme altındaki imzanın davalının eli ürünü olmadığı ve iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hâkimlerin raporlarda yer almayan tespitleri varmış gibi göstererek hüküm kurduklarını, kasten, bilinçli ve keyfi davranarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 46/(a), (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentlerine aykırı davrandıklarını, menfaat temin ettiklerinin açık olduğunu, hukuka aykırı karar nedeniyle maddi anlamda zarar gördüğü gibi yazdığı bir kısım dilekçeler nedeniyle hakkında ceza davası açıldığını ve cezaevine girdiğini, ruhsal bütünlüğünün her anlamda bozulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı içinde açılmadığını, somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, olayda sorumluluğa dayanak yapılan olgu nedeniyle bir zararın doğmadığı gibi HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk şartlarının oluşmadığını, bu nedenle dayanağı ve gerekçesi olmayan davanın reddi ile HMK’nın 49. maddesi gereğince davacının disiplin para cezasına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Özel Daire Kararı
6. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.06.2024 tarihli ve 2022/6 Esas, 2024/2 Karar sayılı kararı ile;
“… Dava, Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2014/56 esas sayılı tapu iptali-tescil davasında, Mahkeme hâkiminin yargısal faaliyeti nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Usulüne uygun tebligata rağmen davacı tarafın 23.01.2024 günlü duruşmaya gelmediği, hazır bulunan davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceklerini bildirdiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu′nun (HMK) 150/1 inci maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere HMK'nın 150/5 inci maddesinde; ″İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.″ hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, dosyanın işlemden kaldırıldığı 23.01.2024 tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmesi için taraflarca müracaat edilmiş değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen yasal düzenleme uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM:
Açıklanan sebeple;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu′nun 150/5 inci maddesi uyarınca 24.04.2024 tarihi itibariyle DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
Alınması gereken 427,60 TL karar harcının mahsubu ile artan 2.987,90 TL harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT′nin 7/1 inci maddesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, varsa artan avansın iadesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Özel Daire kararı davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
9. Diğer yandan davanın açılmamış sayılmasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı HMK’nın 150. maddesi; “(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır” hükmünü taşımaktadır.
10. Bu hüküm uyarınca usulüne uygun biçimde çağrıldıkları hâlde, davanın taraflarından hiçbiri duruşmaya gelmezse veya yalnız bir taraf gelip de takip etmeyeceğini bildirirse, mahkemece dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
11. Dosyanın işlemden kaldırılması hâlinde, üç ay içerisinde yenilenmeyen davalar sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava en çok iki defa takipsiz bırakılabilir. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır [(HMK md. 150/5-6), Budak, Ali Cem/ Karaaslan Varol, Medenî Usul Hukuku, 5. bası, İstanbul 2021, s. 244].
12. Davanın açılmamış sayılması kararı ile açılmasıyla meydana gelen sonuçlar ortadan kalkar. Davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur.
13. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her ne kadar eldeki dava açıldıktan sonra Tavas Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.06.2023 tarihli ve 2023/249 Esas, 2023/493 Karar sayılı kararı ile hükümlülük nedeniyle davacıya vasi tayin edilmiş ise de dosyaya davacı tarafından sunulan 10.10.2023 havale tarihli dilekçe ile vasi tayinine esas mahkûmiyet kararı nedeniyle Denizli 1. İnfaz Hâkimliğinin 28.07.2023 tarihli ve 2023/6868 sayılı kararı ile davacı hakkında 08.08.2023 tarihi itibariyle denetimli serbestlik kararı verildiği, davacının bu sebeple vesayet kararının kendiliğinden geçersiz hâle geldiğini belirterek davayı bizzat takip edeceğini bildirdiği, bahsi geçen denetimli serbestlik kararının dosya arasında olduğu gibi Özel Dairece 23.01.2024 günü yapılmasına karar verilen duruşma gün ve saatinin davacıya 19.10.2023 tarihinde bizzat ev adresinde tebliğ edildiği ve tebligat mazbatasının davacı tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Buna karşın davacı duruşmaya katılmadığı gibi geçerli bir mazeret de bildirmemiştir. Duruşmaya katılan davalı Hazine vekilinin davayı takip etmeyeceğini bildirmesi nedeniyle de HMK’nın 150/1. maddesi gereğince dosya işlemden kaldırılmıştır. Dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmemesi üzerine 05.06.2024 tarihli karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
14. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
İÇTİHAT YORUMU : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “davanın açılmamış sayılmasına ilişkin şartların gerçekleştiği tarihte derdestlik kendiliğinden son bulur” görüşündeydi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu yöndeki 16 Kasım 2021 tarihli kararı için bkz.
Her ne kadar, 26 Mart 2025 tarihi öncesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Şubat 2022 tarihli kararı var ise de, bu karar 9’a karşı 10 oyla alındığı için içtihat değişikliği sayılmayabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Şubat 2022 tarihli kararı için bkz.
https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/derdestlik-dava-sarti-sonradan-tamamlanabilir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26 Mart 2025 tarihli oy birliği ile aldığı karar ile “davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur” görüşünü perçinlemiştir.
Görüldüğü üzere, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26 Mart 2025 tarihli kararı ile daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan “davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur” görüşünü benimsemiştir.
Bu konu hakkındaki çalışma için bkz. SİMİL, Cemil, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Kararları Çerçevesinde Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılması Hâlinde Derdestliğin Sona Ermesinin Değerlendirilmesi, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 24, S: 2, Y: 2025, s. 359-373.
Her ne kadar, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun m. 16/2-b.5 hükmü gereği, Hukuk Genel Kurulunun benzer olaylarda birbirine aykırı biçimde verdiği kararları arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını gidermek ve içtihatları birleştirmek, Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun görevi ise de, günümüz koşullarında Yargıtay’ın iş yükü nedeni ile ilgili hüküm uygulanamaz duruma gelmiştir. İsviçre Federal Mahkemesi ve Almanya Federal Mahkemesi, önceki görüşünden dönerek içtihat değişikliğine gittiğinde hukukî güvenlik ve istikrar ilkeleri gereği, internet sitelerinde bu değişikliği basın bülteni şeklinde ivedilikle paylaşmaktadır.
Örnek olarak, Almanya Federal Mahkemesi'nin 14 Kasım 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu yine aynı tarihli 14 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
Yine örnek olarak, İsviçre Federal Mahkemesi'nin 22 Ekim 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu 21 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
En azından olması gereken, Yargıtay’ın da, basın bülteninde içtihat değişikliklerini ivedilikle paylaşması gerektiği kanaatindeyiz.
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuya ilişkin görüşleri ise şu şekildedir:
“… 71. Dairelerin kararları arasındaki farklılık, birbirine benzer davalarda sağlık raporu delilinin değerlendirilmesinden ve bununla ilintili biçimde ispat yükünün yöneltilmesinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla, 2797 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ikinci fıkrasının (b) veya (c) bendi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesinin konuyu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulundan ziyade, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne getirmesi ve yeknesak bir uygulamanın sağlanması mümkün olabilirdi. Bununla birlikte, Yargıtay daireleri bu gibi durumlarda kendiliğinden içtihatlarını değiştirme yoluna gittiğinden, yasada belirtilen yolun teoride kaldığı ve etkili bir çözüm sunamadığı anlaşılmaktadır.” (B. No: 2013/6932, 06.01.2015, § 71)
Anayasa Mahkemesi’nin 06.01.2015 tarihli kararı için bkz.
“… 64. Yukarıda da değinildiği üzere bir hukuk sisteminde bölgesel veya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıklar oluşabilmesi doğaldır. Bu yargısal içtihat farklılıklarının hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerini zedelememesi için en önemli görev yüksek mahkemelere düşmektedir. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olan Yargıtay Dairesinin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez ise de somut olayda bu içtihattan sonraki kararlarında da aynı Dairenin eski içtihadını sürdürdüğü dikkate alınmalıdır. Diğer bir deyişle başvurucunun açtığı davada verilen karar Yargıtayın önceki içtihadına uygun olmadığı gibi bu karardan sonraki tarihlerde verilen içtihada da uygun değildir. Dolayısıyla içtihat farklılığının bizzat bu farklılıkları önlemekle görevli Yargıtay Dairesi kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
65. Diğer taraftan Yargıtay Dairesinin kararında önceki içtihattan farklı karar verilmekle niçin bu içtihattan ayrıldığına dair herhangi bir açıklamada bulunulmamış, buna dair bir gerekçe gösterilmemiştir.
66. Son olarak söz konusu içtihat farklılığını giderebilecek bir mekanizmanın işletilmemiş olmasına da dikkat çekilmelidir. Somut olayda başvurucunun karar düzeltme talebinde bulunduğu ancak bu talebin de Yargıtay Dairesi reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre önceki içtihattan farklı karar verilmesi durumunda karar düzeltme aşamasında bu hususun değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay Dairesi kendi içtihadı arasındaki farklılığı bu aşamada giderebileceği gibi önceki içtihattan ayrılma gerekçelerini de açıklayabileceği hâlde somut olayda bu imkânın da değerlendirilmediği görülmüştür.
67. Dolayısıyla somut olaya özgü olduğu anlaşılan içtihadın aynı uyuşmazlıklar yönünden yine aynı Daire ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmediği, en üst dereceli mahkeme sıfatıyla Yargıtay nezdinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın sağlanmadığı saptanmıştır. Bu durum ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşeceği gibi bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de sarsmaktadır.
68. Sonuç olarak somut olayda görülen davada Yargıtayın aynı dairesinin diğer içtihadıyla çelişecek şekilde karar verilmesi söz konusu olup makul bir gerekçe de ortaya konulmadan ve sonrasında istikrarlı bir şekilde uygulanmadan benzer nitelikteki uyuşmazlığın zıttı olacak şekilde davanın neticelenmesi hukuki belirsizliğe yol açmıştır. Başvurucu için öngörülemez nitelikte olan bu uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” (B. No: 2015/17453, 22.01.2019, § 64-69)
Anayasa Mahkemesi’nin 22.01.2019 tarihli kararı için bkz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.

