KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

BOŞANMA DAVASINDA DELİL LİSTESİNDE BULUNMAYAN KAYITLARIN BİR ŞEKİLDE DOSYA İÇİNE GİRMİŞ OLMASI, HUKUKA AYKIRI DELİL OLARAK KABUL EDİLEMEZ.

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/8077
Karar No      : 2025/6627

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI                                 : 2022/1391 E., 2024/601 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166/1 maddesine dayalı davası, erkeğin kabul edilen davası, kişisel ilişki, iştirak nafakası miktarı ile çocuğun yurt dışına çıkış yasağı yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kadının kabul edilen birleşen davası ve velâyet yönünden, dayanılmayan delil ile davanın kabulüne karar verilmesi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı-davalı kadın tarafından açılan ve bu dosya ile birleştirilen dava dosyasında erkeğin otel konaklama kayıtlarına delil olarak usule uygun şekilde dayanıldığı, dayanılan bu delilin mahkemece hukuka uygun şekilde istenilerek dosya içerisine alınmış olduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un "hakkaniyet ilkesi" ile ilgili dördüncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere iştirak nafakası miktarı yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının iştirak nafakası miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA,

3. Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Kamil'e yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran Müge'ye geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Başkan                 Üye                 Üye                Üye                     Üye
M. Kasım Çetin     Çetin Durak     Harun Can     Erdem Şimşek    Hatıran Alper
                              (Muhalif)

KARŞI OY YAZISI

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası gereğince, hak arama özgürlüğü davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı, ancak “meşru” vasıtalardan yararlanmak suretiyle kullanılabilir. Dolayısıyla, iddia ve savunma hakkının kullanımında, kendisine müracaat edilecek olan ispat araçlarının hukukun izin verdiği yollardan elde edilmiş bulunmaları şarttır.

Aksi anlayış anayasa ile güvence altına alınmış bulunan özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme özgürlüğü, kişi dokunulmazlığı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği gibi temel hak ve özgürlüklerin ihlâli sonucunu doğuracağı gibi hukuka aykırı yoldan elde edilen delile, yargı yerlerince ispat gücünün tanınması, var olan hukuka aykırılığa, bir kez de yargı yerinin alet edilmesi sonucunu doğuracaktır

Boşanma davalarında taraflarca getirilme ilkesi geçerli kabul edildiği için taraflarca dayanılmayan ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen vakıalar ile deliller hükme esas alınamaz. 6100 sayılı Kanun'un 189 uncu maddesinde belirtildiği üzere yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınacağı ve delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir. Belirtilen madde “gösterilen delilin caiz olup olmadığına Mahkemece karar verilir” hükmü ile aynı kanunun diğer maddelerinde belirtildiği üzere usulüne uygun şekilde dayanılan deliller yönünden bu kuralın getirildiği tartışmasızdır.

Dosyanın incelenmesinde Mahkemece sadece “kadın aleyhine konaklama kayıtlarının getirtilmesi” yönünde ara karar kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Kadın vekili tarafından ise, ön inceleme duruşmasında tanıklarını bildirmesi için verilen süre içinde, ibraz ettiği dilekçesinde özellikle erkek yönünden konaklama kayıtlarının getirtilmesini talep ettiği, bu talebe yönelik erkek vekilinin derhal ve tüm aşamalarda itiraz ettiği de tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Mahkemece “...davacı-davalı tarafın dava dilekçesinde ve karşı davaya cevabında delil olarak konaklama kayıtlarına dayanmamasına rağmen delil listesi nazara alınarak erkeğin konaklama kayıtları celbedilmiş ise de bu kayıtların davacı-davalı taraf için hukuka aykırı delil teşkil etmeyeceği, kayıtların celbi, Mahkemelerden delil tespiti davası ile de istenebileceği gibi yeni bir dava ile de istenebilecek bir husus olup tarafça hukuka aykırı yollarla elde edilmediği ve hükme esas alınabilecekleri...” gerekçesi ile delil listesinde bulunmayan kayıtların bir şekilde dosya içine girmiş olması hukuka aykırı kabul edilmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde açık istinaf başvurusu olmasına karşın bu itiraz karşılanmaksızın esastan ret kararı verilmiştir.

Yukarıda açıklanan anayasa ve kanun hükümleri karşısında, delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verileceği hükmü de dikkate alındığında, başlangıçta hukuka aykırı olan “delil elde etme” yönteminin sonradan hukuka uygun hale geldiğinin kabul edilmesinin mümkün olmaması karşısında, hükme esas alınan konaklama kaydı delili hukuka aykırı nitelikte olduğundan kusur belirlemesinde dikkate alınması doğru görülmemiştir. Dosya kapsamında başkaca delil ile de ispatlanmayan kadının birleşen zina hukuksal sebebine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne yönelik karar verilmesi bu nedenle hatalıdır.

Tüm bu açıklamalar ışığında kadının birleşen zina hukuksal sebebine dayalı boşanma davasının kabulü yönünde verilen kararın bozulmasına hükmetmek gerektiğini düşündüğümden bu yöne ilişkin sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Üye
Çetin Durak

İÇTİHAT YORUMU : “Kanımızca, çalışma konumuz özelinde, delil elde etme yasağı ile delil (değerlendirme) yasakları arasındaki temel fark, delil elde etme yasağının göz ardı edilmesi sonucunda, yasal (meşru) bir organ olan mahkeme vasıtası ile elde edilen bilgiler ile yeni bir dava konusu elde edilmiş olmasına karşılık, delil (değerlendirme) yasağı sonucunda ise hangi makam ve kurum aracılığı ile elde edildiğine bakılmaksızın o delilin mahkeme tarafından herhangi bir vakıanın ispatında dikkate alınamamasıdır. Örneğin; boşanma davasında delil elde etme yasağı göz ardı edilerek boşanma davasındaki kusur incelemesi ile ilgili olmamasına rağmen davalı eşin tüm taşınmaz ve banka kayıtları dosyaya celbedilmiş ise davacı eşin, bu edindiği bilgiler ile daha sonra mal rejiminin tasfiyesi davası açtığında, bu bilgilerin delil elde etme yasağı sebebi ile dava konusu yapılamayacağı itirazı geçerli olmayacaktır. Zira, somutlaştırma yükü yerine getirilmeden belgelerin ibrazına karar verilecek ve karşı taraf (veya üçüncü kişi) elindeki belgeleri mahkemeye vermek zorunda kalacaktır. Böyle bir durumda, o belgeyle hangi vakıanın ispatının mümkün olduğu ise ancak, o belgenin dava dosyasına girdiği anda değerlendirilebilecektir. Bu aşamadan sonra ise ibraz talebine ilişkin kararın haklı veya haksız olmasının bir anlamı kalmayacaktır. Çünkü, delilleri ikame eden taraf delillerin toplanmasından elde ettiği bilgi ve belgeler sayesinde, ileri sürdüğü vakıaları ispatlamak için ihtiyaç duyduğu delilleri çoktan elde etmiş olacaktır. Bu durum, Amerikan hukuk sisteminde “fishing for information”; yani “bilgi için olta atmak” şeklinde bir deyimle ifade edilmektedir. Amerikan hukukunda taraflar sorgulama aşamasında davayla doğrudan bağlantılı olmayan yani dolaylı sorularla adeta olta atmakta ve sorgulamanın çerçevesini genişletmektedirler. Bu süreçte aktif rol oynamayan hâkimlerse, bu durumu önleyememektedirler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun m. 189/2 hükmünde düzenlenen hukuka aykırı yoldan elde edilmiş delili dikkate alma yasağı, sadece maddî hukukun ihlâliyle elde edilmiş delillere ilişkin olduğundan, burada olduğu gibi, mahkemenin bir usûl kuralını hatalı uygulamasından doğabilecek değerlendirme yasağını kapsamamaktadır.” (KARAMERCAN, Fatih, Boşanma ve Mal Rejiminin Tasfiyesi Davalarında Delil Elde Etme Yasağı, Kırklareli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 1, S: 1, Y: 2023, s. 220, 221)

Söz konusu hakemli makale için bkz.

https://bit.ly/43u0fdc

BİLGİ : "Sadakatsizliğin ispatı için eşin ve diğer kişinin telefon ve otel kayıtlarının celbi hakimin sorumluluğunu doğurmaz" şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18 Mayıs 2021 tarihli kararı için bkz.

https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/sadakatsizligin-ispati-icin-esin-ve-diger-kisinin-telefon-ve-otel-kayitlarinin-celbi-hakimin-sorumlulugunu-dogurmaz