Katkı - Değer Artış Payı & Katılma Alacağı Davaları 11. Baskı
Öncelikle eserime ilgi gösteren tüm okuyucularıma teşekkür ederim.
Aile Hukuku alanında önemli çalışmaları bulunan, özellikle Berner ve Basler Kommentar isimli çalışmalarda birçok hükmü şerh eden ve 09.01.2024 tarihinde aramızdan ayrılan sayın Prof. Dr. Dr. h.c. Heinz HAUSHEER’i saygıyla anıyorum.
Kitabın onuncu baskısına ek olarak onbirinci baskısında, aradan geçen zaman zarfındaki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin en güncel içtihatları (en yakın 18.11.2025 tarihli) ve edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine ilişkin olan konularda diğer Yargıtay Hukuk Daireleri tarafından verilmiş en güncel içtihatlar da titizlikle tek tek incelenmiş ve okuyucuya en iyi şekilde sunulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilmiş en güncel kararlar da kitapta yer almıştır.
Kitabın onuncu baskısına ek olarak onbirinci baskısında İsviçre Federal Mahkemesi’nin vermiş olduğu önemli ve güncel mal rejimine ilişkin (18.03.2025 ve 24.06.2025 tarihli) kararlarına yer verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 206 hükmü gereğince mahkeme kararı ile mal ayrılığına geçiş istemlerine ilişkin istinaf incelemesinden geçen kararların, HMK m. 382/2-b.8 ve HMK m. 362/1-ç) hükmü doğrultusunda, temyiz edilemeyeceği açıkça belirtilmesine rağmen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin belirtilen kanun hükümlerine açıkça aykırı hareket ederek, bu dosyaların temyiz incelemesini yaptığı tespit edilmiş olup ilgili kısımda tarafımızca tespit edilmiş BAM kararları ve akıbetleri hakkında bilgi verilmiştir.
“Paylı Mülkiyet Konusu Mallar” başlığına “Evlilik Birliği Devam Ederken İleri Sürülebilir Mi?” şeklinde alt başlık açılmıştır.
Türk Medeni Kanunu m. 229 hükmünde düzenlenen eklenecek değerlerin, re’sen mi yoksa taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde mi dikkate alınacağına ilişkin daha önceki görüşümüz, diğer doktrin görüşleri ile daha da desteklenecek şekilde ele alınmıştır.
Tarafımızca tespit edilen bazı BAM Hukuk Daireleri kararları nedeniyle, “Özellik Arz Eden Durumlar” kısmına “Özgüleme Davasının, Ortaklığın Giderilmesi Davasına Etkisi” şeklinde alt başlık açılmıştır.
Mal rejiminin tasfiyesinde, paylı mülkiyet konusu mala katkı iddiasında bulunulması durumunda, uygulamada yapılan hatalı hesaplamalar nedeniyle “Paylı Mülkiyet Konusu Mala Katkı Yapılması” alt başlığı açılarak bu konuya ilişkin örnek de verilmiştir.
“Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklı Geçici Hukukî Koruma Tedbirleri ve Dikkat Edilecek Hususlar” başlığına, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi başvurusu sonucunda verdiği karar sebebi ile “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Uygulaması” alt başlığı açılarak konu daha da detaylandırılmıştır.
Her baskıda olduğu gibi hem mal rejimine hem de usûl hukukuna ilişkin en güncel eserler ve makaleler incelenmiş ve bu çalışmalara kitapta ilgili kısımlarda yer verilmiştir. Her baskıda olduğu gibi atıf yapılan eserlerin güncel baskılarına karşılık gelen sayfaları da güncellenmiştir.
Onbirinci baskıda aynı yönde verilmiş daha eski tarihli Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin kararları metinden çıkarılmış ve çıkarılan kararın künyesi dipnota verilerek kitabın sayfa sayısından tasarruf edilmeye çalışılmıştır.
Kanımca, üçüncü baskıdan beri ifade ettiğim üzere, kitabımın belki de en farklı yönünü oluşturan ve dolayısıyla detaylı incelenmiş ve uygulamada sorunlara yol açan kısmı olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, şirketin veya şirketlerin dava konusu olması durumu, bu konunun çözümlenmesinde Medeni Hukuk alanı yeterli gelmediği düşünüldüğünden Ticaret Hukuku (ve yeri geldikçe Vergi Hukuku) ile birlikte İşletme Bölümü’nün konusuna giren “Şirket Değerlemesi” alanı da bu çözümlemede yer aldırılarak görüşümüz de ifade edilmiş olup kitabımızdaki bu görüşlerin doktrin açısından da doğrulandığı görülmüştür. Görüşlerimizin doğrulandığı kısımlar, kitabın ilgili kısımlarında okuyucuya yol göstermesi açısından da açıkça gösterilmiştir.
Kitabımızın dördüncü baskısından (2018 yılı Mart ayından) bu yana, istikrarlı bir şekilde ortaya koyduğumuz (şirket değerlemesi yapılırken dikkate alınması gereken kalemlere ilişkin) görüş, İsviçre Federal Mahkemesi’nin 11.12.2019 tarihli (BGE 146 III 73) Kararı’nda da kabul görmüştür. İsviçre Federal Mahkemesi’nin 12.09.2024 tarihli (TF 5A_749/2023) Kararı’nda da kişisel görüşümüz teyit edilmiştir. Kitabımızın üçüncü baskısından (2016 yılının Mayıs ayından) sonra İsviçre Hukuku’nda önemli bir yere sahip olan “Basler Kommentar” isimli şerh çalışmasının ZGB Art. 208 (TMK m. 229) hükmünün şerh edildiği bölümde kişisel görüşümüz ile aynı sonuca ulaşıldığı tespit edilmiştir. Bu yüzden, mehaz kanunumuzu oluşturan İsviçre Hukuku açısından ortaya konulan bu içtihat, Türk Hukuk uygulaması tarafından kabul edilerek uygulanmalıdır.
Kitabımın ikinci baskısı ile birlikte IV. Bölüme 7. Başlıkla kendisine yer bulan “Yargılama Sırasında Yapılan Hatalar ve Usûl Uyarıları” kısmına, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile daha da sistematik bir görünüm kazandırılmış olup “Gider Avansı” ve “Sahtelik İncelemesi” başlıkları eklenmiştir.
“Usûlî Kazanılmış Hak” başlığına “Katkı Oranı ve Katkı Alacağı Yönünden” alt başlığı açılmıştır.
“İstinaf Kanun Yolu” başlığına “İstinaf Etme İradesinin Tespiti” ve “Birleşen Dava Açısından” alt başlıkları eklenmiş olup ayrıca “İncelemesinin Sınırları” alt başlığına “Hukukî Yarar Açısından” ve “Temyiz İle İlişkisi” alt başlıkları eklenmiştir.
Son olarak “Kanun Yolu Kesinlik Sınırı” ve “Kesinleştirme İşlemi” başlıkları eklenmiştir.
Kitabın onbirinci baskısında mal rejimi davalarını da ilgilendiren “6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan hukuk davalarında dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilip verilemeyeceği” konusundaki 07.11.2019 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlığı tarafından 05.02.2025 tarih ve 29 sayılı Kararı ile “İçtihadı birleştirme talebinin 6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi değişikliğinden önce olduğu, anılan bendin 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile değişikliğe uğradığı ve Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin” kararların temyiz edilemeyeceğinin düzenlendiği, bu değişiklikten sonra görev ve yetkiye ilişkin Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz edilemeyeceği, bu nedenle “6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan hukuk davalarında dilekçeler aşaması tamamlanmadan dosya üzerinden görevsizlik kararı verilip verilemeyeceği’’ konusunda içtihat aykırılığı oluşmayacağından, içtihatları birleştirme yoluna gidilmesine gerek olmadığı” gerekçesi ile reddedilmiştir.
Kitabın onbirinci baskısında mal rejimi davalarını da ilgilendiren “Hukuk yargılamasında, taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı bir davada tarafların, yazılı yargılama usulü açısından dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinde, basit yargılama usulü açısından ise dava ve cevap dilekçesinde, tanık veya tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi (tanık listesini sunmaları) durumunda, 7251 sayılı ve 22.07.2020 tarihli HMK değişikliğinden önceki HMK m. 140/5 hükmüne göre, ön inceleme aşamasında (7251 sayılı ve 22.07.2020 tarihli HMK değişikliğinden sonra ise HMK m. 139/1-ç) hükmüne göre, ön inceleme duruşmasına davet tutanağında) taraflara hâkim tarafından verilecek iki haftalık kesin süre içerisinde, tarafların başkaca tanık veya tanıklara dayanmasının, ikinci tanık listesi yasağı kapsamına girip girmediği gerektiği” konusundaki 14.10.2020 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlığı tarafından 12.02.2025 tarih ve 35 sayılı Kararı ile “İçtihadı birleştirme talebinin genel bir konuda olması gerektiği ve genel bir konuda içtihadı birleştirme yoluna gidilebileceği, somut olaya ilişkin içtihatları birleştirme kararlarının birçok değişkene bağlı olarak verileceği, içtihadı birleştirme başvurusuna konu benzer olaylarda süregelen ve istikrarlı içtihat uyuşmazlığının bulunmadığı, alınacak içtihadı birleştirme kararının uyuşmazlıkları çözebilecek nitelikte olmayacağı değerlendirildiği” gerekçesi ile reddedilmiştir.
Kitabın yedinci baskısı zamanında cevap verilen ancak eklemeyi gözden kaçırdığım ve kitabın onbirinci baskısında yer verdiğim “Hukuk davalarında ıslah ile dava konusu artırılırken ıslah harcının hiç yatırılmaması sebebi ile kanun yolu incelemesi yapan mercinin ıslah harcının yatırılması konusunda ıslah ile dava konusunu artırana ıslah hakkını tamamlaması için süre verip veremeyeceği” konusundaki 07.11.2019 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlığı tarafından 17.06.2021 tarih ve 189 sayılı Kararı ile “Aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlar arasında içtihat aykırılığı sonucunu doğuracak sürekli bir durum mevcut olmadığı anlaşıldığından içtihatları birleştirme yoluna gidilmesine gerek olmadığı” gerekçesi ile reddedilmiştir.
Yukarıdan belirtilen başvurular ve sonuçları hakkında, ilgili kısımlarda bilgilendirme yapılmıştır.
Son olarak, kitabımın satın alındığına ilişkin faturayı info@ictihatbulteni.com adresine gönderen okuyucularıma web sürümü de bulunan (www.ictihatbulteni.com) Google Play ve Apple Store üzerinden indirilebilen günlük nitelikli içtihat paylaşımı yapan İçtihat Bülteni Uygulaması 1 AY boyunca ücretsiz olarak sunulacaktır.
